Başlangıç Sayfası Yap

Sık kullanılanlara ekle

 

İznik'e Hoş Geldiniz

   

İznik Tarihi Zenginlikleri :>    Roma Dönemi Eserleri  =>   İstanbul Kapı

  
    İmparator İladrianus zamanında yapılmıştır. Kapının 70-71 yıllarında inşa edildiği ve 123 yılında İmparator Hadrian tarafından onarıldığı anlaşılmaktadır. İznik'in kuzeyinde Atatürk Caddesi'nin surlara birleştiği yerdedir. Orhangazi'ye yönelen yolun üzerindeyken, batısında surlar yarılarak yapılan yol nedeniyle tali duruma dönmüştür. Geçirdiği çeşitli evreler ve onarımlardan sonra bugünkü görünümünü almıştır. Antik dönemde İstanbul'a giden yola
İstanbul Kapı ayrılmasından dolayı bu isimle anılmaktadır. Dış, orta ve iç olmak üzere üç ayrı kapıdan oluşmaktadır. Dıştaki kapı ön sura aittir. Yanlarında yarım silindirik iki kule yükselmektedir. Bir sıra moloz taş, iki sıra tuğla ile başla yan bu kısmın devamı tamamen tuğla ve kiremit parçaları ve kireç kum harcı ile örülmüştür. Üç ayrı yönde birer mazgal penceresi yer almaktadır. Kapı ve kuleler arasında yer alan kısmın ortasındadır. Yan ve üst söveler silindirik koyu gri granit sütunların demir kuşak ve hatlarla birbirine bağlanmasıyla oluşturulmuştur. Sövelerin üzerindeki büyük kemer köşe duvarları üzerine oturmaktadır. Kemer ile söve arası tuğla ile örülerek doldurulmuştur. Üstteki yatay sütunun her iki ucu duvardan dışa çıkıntı yapan konsollarla takviye edilmiş bölümlere oturmaktadır. Kapının batısında duvara konulmuş mermer bir friz parçası vardır. Üzerinde yüksek kabartma olarak işlenmiş figürlerin yer aldığı bu parçanın 2,183 m. uzunluğu, 0,879m. yüksekliği, 0,453 m. kalınlığı ve 0,87 m. kabartma boyu vardır. Kapıyı oluşturan sütuna bitişiktir. Burada,farklı iki süvari birliğine mensup zırhlı, kalkanlı, miğferli, mızrak ve kılıçlı askerlerin birbirleriyle kıyasıya savaştığı görülmektedir. Yerde bazı yaralı ve ölüler yatmaktadır. Ön kapının dış yüzünde beyaz mermerden yapılmış yüksekliği 1,70 m. eni 1,55 m., kalınlığı 0,77 m.olan yüksek kabartmalı parça da ayakta duran uzun elbiseli 3 figür yer almaktadır. Birinin yanında Lithus vardır. Gövdesi sonradan oyulmuştur. Figurlerin gövdeleri önemli şekilde, başları ise tamamen tahrip edilmiştir. Bu kabartmanın üst kısmında pampylia tipi lahit kapağı yer almaktadır. Dış kapının genişliği 2,80 m., yüksekliği 2.75 m., sütun çapı 0,60 m. duvar kalınlığı 2,80 m.'dir. Orta kapıdan 16,30 m. kuzeydedir. İstanbul Kapı'nın kuzey ve güney cephesi aynı özellikleri taşımaktadır. Günümüzde 1,80 m.'lik kısmının dolmuş olması nedeniyle eski görkemli görünüşünü kısmen kaybetmiştir. Kapının orta kısmında kesme rekristalize kalkerden yapılmış yuvarlak kemerli 4,5 m. genişliğinde, günümüzde 3,20 m. yüksekliğinde ve 3,5 m. uzunluğunda arabaların ve atlıların geçmesini sağlayan kapının ana geçiş bölümü Bizans döneminde Theodor Laskaris tarafından XIII. yüzyılda 0,28 m. genişliğinde yarılarak, buraya inen kalkan demir kapı konmuştur.
    Ana geçişin iki yanında 0,90 m. genişliğinde ve 3,5 m. uzunluğunda dikine dikdörtgen, yayaların giriş çıkışları için geçitler yer almaktadır. Bugün tümüne yakın kısmı kapalıdır. Bunun üzerinde kurt dişi motifli lentolar yer almaktadır. Bunlar beyaz mermerden kaide ve akanthus başlıklı plasterler ve ana giriş kemerinin bir benzeri olan ufak kemerli nişlerdir. Bu nişler 0,85 m. genişliğe, 2m. yüksekliğe ve 0,77 m. derinliğe sahiptir.
Taç Kapı'nın iki yanındaki, dikdörtgen kaideli köşe plasterleri, faskiyeli arşitravı yazı tablasını ve kurt dişi motifli plakayı taşımaktadır. Roma döneminin orijinal taç kapısının iki yanında ana sura ait kuleler yükselmektedir. Bunların temellerinde yüzlerce colosal mezar stelleri kullanılmış ana gövdeler tuğla ile örülmüştür. Üst kısmı XIII. yuzyılda tuğladan üst üste iki katlı kemerlerle, iki yanı ve iç kısmının yatay tuğla dizileri ile örülen duvarlarla kapatılmıştır. İki yanda nöbetçi noktaları bulunmaktadır. Taç Kapı'nın şehir cephesine bakan yüzünde diş motifi altında dış yüzeyine açılan çivi delikleri ile takılmış metal harflerden oluşan kitabe, günümüzde delikler yardımı ile okunabilmektedir. Aynı kitabenin benzer şekilde şehir dışına bakan yüzeyinde de yazıldığı belirgindir. Kitabede ;
"Gaius, Cassius Chrestus'un çabasıyla yapımı tamamlanan (bu eseri) Prokonsil M. Plancius Varus imparatorların yüce evine ve eyaletin başşehri Nikaia'ya adadı" yazılı idi. 
Fakat burada Lefke Kapı'da görülen kitabenin sadece ilk satırı belirlenmiştir. 123 yılında Roma imparatoru Hadrian deprem nedeniyle önemli bölümü yıkılan kentin onarılmasını sağlamıştır. Bu nedenle ağır hasar gören İstanbul Kapı'da Lefke'deki kitabenin bir kısmı tahrip olmuştur. İstanbul Kapı'daki bu yazıtlar Roma İmparatoru Vespasian (69-79) ve İmparator Titus'un (79-81) müşterek yönetimleri sırasında yazılmıştır. Kitabede adı geçen M. Plancius Varus ünlü bir kişidir. Bu dönemde Bithynia ve Pontus eyaletlerinde prokonsillük yapmaktadır. Perge şehrinde oturan ünlü ve varlıklı bir aile ferdidir. Kapının kuzey ve güney cephelerindeki veya geçitlerinin üstünde yer alan nişlerin içinde heykellerin bulunduğu, zaman içinde bunların değiştiği, Bizans döneminde bu kısımlara freskler işlendiği kalan izlerden anlaşılmıştır. Orta kapının 9,95 m. uzunluğunda olduğu belirlenmiştir. 
     İstanbul Kapı'da Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından Dr. Alfons Maria Schneider başkanlığında 1935 yılında beş gün süren bir kazı yapılmış ve 2 m. derinliğe kadar inilmiştir. Roma takı niteliğinde olan ana kapının kent yönünde kapı kulelerinin yanındaki sur duvarları ile bağlanan oval planlı bir iç avlu, avlunun güneyinde Nikaia'ya girişi sağlayan iç kapı yer almaktadır. İç kapının ortasında 3,50 m. genişliği, 4,15 m. yüksekliği ve 4,01 m. derinligi olan bölüm iki kanatlı ahşap kapı ile kapatılmaktaydı. İki yandaki 1,75 m. genişliğindeki geçişler yayalar için açılmıştır.
İstanbul kapı yakınındaki muhtemelen Tiyatrodan sökülen bir taşa yazılmış Yunanca kitabede;
"Düşmanın cüretinin, tanrının yardımıyla, utanca dönüştüğü şu yerde, Hıristiyan dostu krallarımız Leon ve Konstantin, yüz basamaklı bir zafer kulesi yaptırdılar. Çoşku içinde giriştikleri bu işi gerçekleştirerek, Nikaia şehrini içten bir gayretle onardılar. Her üne laik saray mabeyincisi patrik Artavasdos'un yapıtın tamamlanmasında büyük emeği geçti." yazılıdır. 
 
 Açık hava tiyatrosundan buraya getirilen doğudaki mask, sakallı işlenmiştir. Yüksekliği 1,25 m., kalınlığı 1,42 m., eni 1,08 m.'dir. Başın yüksekliği 1,22 m., kalınlığı 0,165 m.'dir. Safari yanlardan bukleler halinde sarkık ve sakalları ile kaynaşmıştır. Gözleri ve ağzı iri birer oyuktan ibarettir. Burun zedelenmiştir. Batıdaki mask kadını temsil etmektedir. Yüksekliği 1,32 m., kalınlığı 2,1 m., eni 1,17m.'dir. Kabartma boyu 1,26 m., kalınlığı 0,26 m.'dir. Saçları alnının ortasından ve tepeden ikiye ayrılmış yanlara doğru birbirine paralel hatlar halinde uzanmakta ve yanaklardan aşağı doğru sarkmaktadır. Cozier ve ağız birer ufak oyuk olarak belirlenmiştir. İddiaya göre bu masklar kenti fena ruhlardan, düşmanlardan korumak amacıyla konmuştur. Bu nedenle de bazen Medusa olduklarına dair yanılgıya düşüren benzetmeler yapılmıştır. II. yüzyıla tarihlenen bu masklar kapının daha önem kazanmasını ve onun zenginleşmesini sağlamıştır. 1938 yılında doğudaki yerinde dururken, batıdaki yere düşmüş halde idi. Diğeri de yere düştükten sonra batıdaki doğuya, doğudaki batıya gelecek şekilde yeniden yerleştirilmiştir. İç kapının kuzeybatı yüzeyinden kazınmış bir büst kabartmasının Büyük İskender'e ait olduğu belirtilmektedir. 

 

  Sayfanın Son Değiştiriliş Tarihi:

Yukarı Çık   

  

Copyright © İznik Dizayn  - 2010                     Bu Site   İyad   Kurucu Üyesidir