|
"Burası
beşinci iklimin yaşandığı yerdir. Suyu ve havası çok güzeldir. Bu
gölün çevresinde 45 tane köy vardır ki, bunlar bağlı bahçeli,
camili, hamamlı, küçük birer çarşılı mamur köylerdir. Bu gölün
suyunda civar ahali çamaşır yıkar. Hiç sabun sürmedikleri halde yine
de bembeyaz olur. Bu gölde 70 çeşit balık bulunur."
Bu sözler 1648 yılında İznik'e uğrayan Evliya Çelebinin
"seyahatname" sinde yer almaktadır. İznik Gölü Cennet ülkemizin en
güzel göllerinden biridir. Beşinci büyük gölümüzdür. Çevresindeki
zeytin ormanlarının altın sarısı müşküle üzüm bağları ve her
mevsim bin bir çeşit sebze ve meyvenin yetiştiği bitek topraklarının
yaşam kaynağı; ilkçağın 'Askanya'sıdır. (Ascanius) Mitolojiye göre;
bolluk, bereket, şarap ve toprak tanrısı 'Dionizos'un yıkandığı
yerdir.
Gerçekten de İznik Gölü; şairin dediği gibi kuzeyden Samanlı,
güneyden Katırlı Dağları ile kuşatılmış bir kuyu gibidir. Sanki
dağlar, güzelliklerini saklamak için kuşatmıştır gölün çevresini.
Göle'de dağların arasındaki doyulmaz güzellikteki geçitlerden ancak
ulaşıla bilinir. Antik dönemde Ascania Limne olarak anılan İznik
Gölü, Homeros'un ünlü İlyada'sında bile yer alır. Gölün batısında,
Türkiye'nin en geniş ve en güzel piknik alanları bulunmaktadır. Bir
tarafı çamlık diğer yanı tertemiz gölü, Türkiye'nin her yerinden
binlerce insanı çeker kendisine. Günü birlik dinlenme alanları
dışında çadır turizmine de açıktır. Burada her tür sosyal tesisler
bulunur. Gölün bu bölgesi, 1950'li yıllara kadar bataklık idi.
Yapılan çalışmalar ile suyun taşması engellenmiş ve bataklık
kurutulmuştur. İznik Gölü 1990 yılında Sit Alanı ilan edilmiştir.
Gölün su düzeyi, yıllara göre büyük farklılıklar göstermektedir.
Özellikle bir kaç yüzyılda bir, suyun alçalıp yükselmesi sunucu,
gölün özellikle batı bölümü, 2 km kadar daha genişlemektedir. Göle,
Gemlik üzerinden gelirseniz, Samanlı ve Katırlı dağları arasındaki,
Karsak geçidinden geçeceksiniz. Bu geçit boyunca, göl ile körfez
arasında Karsak Deresi bulunur. Bu su yolu ilk çağda "ulaşım" için
de kullanılmıştır!..
Tarih öncesi devirlerde İstanbul Boğazı, çeşitli nedenlerle
kapatılınca Marmara Denizi'nden Karadeniz'e; Gemlik Körfezi Karsak
Suyu ile Askanya Gölü'ne (İznik Gölü) geçilmekte, oradan da
Sangarios (Sakarya lrmağı) yolu ile Karadeniz'e ulaşmaktaydı. (A.Tanoğlu
ve S.Erinç'in araştırmalarından) Bu derenin ağızında oluşan ovada
onbinlerce insanın öldüğü birçok savaş olmuştur. Roma
imparatorluğu için Niger ve Sever onbinlerce kişilik ordularını
burada telef etmişlerdir. Avrupa'nın dört bir yanından gelmiş, Haçlı
ordusundaki onbinlerce genç, şimdi bu ovada yatıyor. Nice kavimlerin
akınlarını ve savaşlarını görmüş olan bu yerler, şimdi sessiz ve
özgürlük içindedir. 1097 yılında, Kılıç Aslan'ın yönetimindeki
İznik'i, uzun süre kuşatan Haçlılar, kenti alamayınca, Gemlik
Körfezi'nden, 100 savaşçı alabilecek büyüklükte gemileri bir gecede
İznik Gölü'ne taşımışlar ve kaleyi ancak böylece almışlardır.
Bir teknotik çukur içinde oluşan İznik Gölünün yüzölçümü 310km²,
Doğu-batı doğrultusunda uzanan bu elips şeklindeki gölün uzunluğu 33
km, genişliği 12 km, çevresi 95 km.dir. Göl seviyesi kış ve ilkbahar
aylarında (şubat-nisan arası) yükselmekte, yaza doğru alçalarak en
düşük seviyesini sonbaharda (eylül) bulmaktadır. Yüksek-alçak
seviyeler arasındaki fark ortalama 50-60 sm’yi (bazen 100 sm) bulur.
Gölün yüzey suları nisanda 11,5°, kasımda 12°, ağustosta 24,5°C
olarak ölçülmüş, yaz aylarında en hızlı sıcaklık değişmesi 10-20 m
arasında tespit edilmiş, 45 m derinlikte 8°-8,5°C kaydolunmuştur.
Gölün güney kesiminde, doğu-batı doğrultusunda uzanan derin bir oluk
bulunmaktadır. 13 km uzunluktaki oluğun en derin yeri, 65 m ile aynı
zamanda İznik Gölü’nün de en derin yeridir. Ortalama derinliği 30 m
olan gölün kıyılarından uzaklaştıkça derinlik hızla artmaktadır.
Yağışlı dönemlerde iyi beslenen gölün yağış alanı 1.246 m²’dir.
Gölün su düzeyi mevsimlere göre değişmekte, aralık ayında alçalma,
mayıs ayında yükselme görülmektedir. Su, en düşük ortalama düzeyini
aralık ayında almakta, mayısta ise en yüksek düzeye ulaşmaktadır.
Göl suyunun sıcaklığı olağan olarak derine indikçe azalmakta, soğuk
kar sularının göle döküldüğü ilkbahar döneminde dip sularının
sıcaklığı 5°C’ye değin düşmektedir. Bu dönemde, gölün yüzey suları
da soğuk olduğundan yüzeyle dip arasındaki sıcaklık farkı oldukça
azalır. Buna karşılık yaz döneminde, yüzey suları ile derin sular
arasındaki sıcaklık farkı fazladır. Örneğin, ağustos ayında
yüzeydeki sıcaklık 25°C iken, 30 m derinlikte bu değer 9°C
dolayındadır. İznik Gölü 1990 yılında Sit Alanı ilan edilmiştir.
Gölün toplam toprak potansiyeli 6674 ha olup topraklarının PH’ı 7,8
- 8,5 arasındadır.
Evliya Çelebi'nin deyişi ile; "Atlı bir kişi, gölün çevresini bir
günde dolaşır". Denizden yüksekliği 85m.dir. 40/30 kuzey, 29/33
doğu koordinatlarındadır. Marmara Bölgesi’ndeki diğer göller gibi
4.jeolojik devirde oluşan doğu batı yönündeki çöküntü dizilerinden
biri içindedir. Gemlik Körfezi’nin bir uzantısı şeklindedir.
İ.Ö.XII.yy'da Argonotlar, Kolkhis ülkesine altın postu aramaya
gittiklerinde Gemlik'te mola vermişlerdir. Söylenceye göre;
Arganotlardan Herkül’ün (Herakles) güzel dostu Hylas da, bu dereye su almak için indiğinde, su perileri
tarafından kaçırılmıştır. İşte bu nedenle bu dereye Hylas adı da verilir.
Aynı yöreden boru hattı ile Gemlik Azot Sanayi’ne su çekilmekte, D.S.İ.nin
oluşturduğu kanaletler ve şahıs malı su motorları ile
çevredeki zeytinlikler, bağlar, meyve ve sebze bahçeleri sulanmaktadır. Roma, Bizans, Selçuklu ve
Osmanlı dönemlerinde çevre yerleşimleri, bilhassa Gemlik’le bağlantılar
yelkenli teknelerle sağlanmaktaydı. Yıkılan İznik Moteli’nin yer aldığı
kesimdeki iskeleden kalkan elli kişilik motorlar ahşap kum motorları
tipindeydi.
Günümüzde gölün tüm çevresindeki asfalt yollar, ulaşımın karadan
yapılmasını sağlamıştır. Bu yelkenliler İznik çini ve seramikleri'nde desen
olarak kullanılmış Ayasofya Müzesi'nin duvarlarına çizgilerle işlenmiştir.
Göl, İznik’in savunmasında da kullanılmış, kent surlarının dışına açılan
hendeklere göle bağlanan kanallarla su doldurulmuş ve aşılması güç üçüncü
bir mania oluşturmuştur. Gölün ulaşılabilir zengin imkanlarına karşılık,
geçmiş yıllarda bölgede yayılan sıtma salgınları nedeniyle gölden insanlar
uzaklaşmış, bugünkü Atatürk Caddesi’nin batısına geçmemiş, halk Yeşil
Cami ve Eşref-i Rumi Camisi çevresine yerleşmiştir. Günümüzde (İncir Altı),
(Senatus Sarayı) olarak bilinen yerin esasını surlar ile göl arasındaki
bölümü kapatmak için örülmüş kalkan duvarı oluşturmaktadır. Göl içinde
silindirik kule kalıntısıyla kuzey cephesinde liman olarak kullanılan bölüme
yanaşan teknelerden yolcuların kolay indirilip bindirilmesi için kesme taş
merdivenler gölün alçalma ve yükselmesi düşünülerek yapılmıştır.
Ayrıca liman işletmeciliği için büro ve
depolar inşa edilmiştir. Bunların kalıntıları günümüze ulaşmıştır.
Binlerce yıldır bu gölün suyunu yağışlar ve dip su kaynakları ile; gölün
hemen güneyinde uzanan Avdan ve Gürle dağlarından gelen Sölöz Deresi,
Ekinlik Deresi, Seki Deresi, Karabük Değirmenderesi, Şarap hane Deresi ve
daha 30'u geçkin, kışın ve bahar aylarında gölü besleyen küçüklü büyüklü
dereler sağlamaktadır. Genellikle tatlı, çok az miktarda sodalı bir tadı
vardır. Bu tadın tabanında bulunan Kükürtle karışmasından geldiği tahmin
edilmektedir. Eski kaynaklara göre boyu 2m.'yi aşan Sazan ve Yayın
balıklarının yakalandığı bilinmektedir. İsmini sazlıklardaki yaşantı
tarzına borçlu olan Sazan balığının sevdiği durgun, sıcak, sığ ve çamurlu
su, gölün genellikle sazlık kısımlarında mevcuttur. Göl ötrofik ve
oligotrofik arasında özellik göstermektedir. Kıyıları kum, çakıl ve suni
kayalıkla kaplıdır. Karsak Çayı ile fazla sularını Gemlik Körfezi’ne
boşaltır. Ülkemizin en temiz kalan tatlı su gölü olup hazine malıdır.
Orhangazi
yönünden İznik'e gelen yolun üzerinde Keramet Köyü'nde bir ılıca vardır.
Yolun hemen yüz metre yakınındadır. Doğal konumuyla korunan ılıcanın bazı
hastalıklara şifa olduğu söylenir. Göl ile ılıca arasında sadece 200 m.
kadar uzaklık vardır. Sanırım, bir göle ve denize bu kadar yakın bir başka
ılıca yoktur. Bir göl düşününki; suyundan yapılan çayın tadını dünyanın hiç
bir yerinde bulamazsınız. İşte burası İznik gölü'dür. Yaz aylarında
yelkenlerin raks ettiği bu gölü görmemek en büyük kaybınızdır. Tertemiz
suyu, su sporları, balıkçılığı, gölgesi bol kıyıları, sakin ve huzurlu
çevresi, doğal güzellikleri, seyrine doyum olmayan güneşin batışı ile İznik
Gölü her mevsim de ilgi odağıdır. Su seviyesi Şubat-Nisan aylarında
yükselmekte, yazın alçalarak sonbahar da en düşük seviyeye inmektedir.
İznik, Çakırca, Boyalıca ve Gölyaka’da balıkçı kooperatifleri bulunur.
Tutulan deniz ürünlerinin başında bir tür mantar hastalığı nedeniyle
1980’lerden beri büyük azalma gösteren kerevit gelir. Karabatak, Tepeli
Kutan, Küçük Balaban, Gece Balıkçılı, Alaca Balıkçıl, Çeltikçi, Erguvan
Balıkçıl, Angıt, Macar ördeği, Yılan Kartalı ve Martı türü kuşlar
bulunmaktadır. Gölde Yayın, Aynalı Sazan(çapak), Tatlı Su Yılanı, İlik
Balığı, Tatlı Su Levreği (Akbalık), Gümüş Balığı, Ördek, Kızıl kanat
yetişmektedir. Dişli balık türünden olmayan tatlı su balıkları bitki ve
yosunlarla beslenmektedir. Sadece gümüş balığı diğer balıkların
yumurtalarını yemektedir. Bu nedenle bu balık türünün azaltılması
gerekmek tedir. Derin göl sularının 8 derece ısıya sahip olması nedeniyle
bilhassa yazın yüzeyden dibe, dipten yüzeye doğru bir su akıntısı
bulunmaktadır. Bu akıntılara dip kaynaklarının da katıldığı bilinmektedir.
Gölde yosun ve bitki türleri de zengindir. Dipte pamuk veya üstüpü şeklinde
açık yeşil renk bir yosun türü yaygındır. Bu yosun suyun çalkalanmasını ve
göl suyunun oksijeninin azalmasını önler. Balıkların beslenmesini sağlar.
Balıkçılık; olta, çapari, ağ,kafes, seğirtme, kaşık, serpme, ağlı sepet,
balık otu, kepçe ve su tabancası ile gerçekleştiril mektedir. Gölde mart,
nisan ve mayıs aylarında sportif amaçlı avlama dışında üç ay av yasağı
vardır. Kerevit yasağı ise aralık ayında başlamaktadır. Sulama ve avcılık
yanında çamaşır ve bulaşık yıkamada, duş almakta, yemek ve çay yapımın da,
suyun sodalı oluşu nedeniyle vücuttaki yara bere, sivilcelerin tedavisinde,
içilerek mide hazımsızlığının giderilmesinde kullanılmaktadır. Genelde tarım
yapılan göl çevresinde az yükseklikli kayalar ve tepeler bulunmaktadır.
Çevresiyle ilgili koruma amaçlı planları tamamlanmış olmasına rağmen son
yıllarda özellikle gölün batısındaki fabrika ve diğer kirleticiler ile, göl
kirliliği artmıştır. Gölün batısında bulunan fabrikalar bölgenin en çirkin
görünümü sunar.
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) ve Uludağ
Üniversitesi (U.Ü) Ziraat Fakültesi işbirliği ile yapılan araştırma
sonucunda, İznik Gölü çevresinde bilinçsiz ilaç ve gübre kullanımı yüzünden
tarımsal kirlilik yaşandığı belirlenmiştir. Bölgenin, bilinçli tarım
uygulamaları yapılması halinde yeniden eski haline dönebileceği
düşünülmektedir. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vahap
Katkat, göl ve çevresinde ağır metale rastlamamalarının sevindirici bir
gelişme olduğuna işaret ederek, göl suyunun Ph'nın (sodyum karbonat) yüksek
olması ve alkalik özellikler taşıması nedeniyle, sulu tarım yapılan
alanlarda daha fazla gübre ve ilaç kullanıldığını ve bunun da tarımsal
kirliliği artırdığını belirtmiştir. Suyun tarımsal ilaçlar üzerindeki
etkisini kırmak için salma sulama yerine damla sulamaya geçilmeli, artezyen
ve yüzey suyu kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Bölgedeki tarımın bilinçli
yapılmasının İznik Gölü'nün geleceği için önemli olduğunu bilmek zorundayız.
Tarımsal ilaçların kutularının dahi özel olarak saklanıp imha edilmesi
gerekirken, çiftçilerimiz maalesef tanklarını gölde yıkayarak kirliliğin
artmasına neden olmaktadırlar.
Bununla birlikte İznik çevresinde gerçekleştirilen yapılanmalar, yerleşim
alanlarında oluşan fosseptik birikimlerinin yeraltı suları ile göle sızması,
göl suyunu kirleten önemli unsurlardır. Çevredeki yerleşim birimlerinden ve
küçük zeytinyağı fabrikalarından göle atıklar karışmaktadır. Bundan
kaynaklanan aşırı yosunlaşma ve toplu balık ölümleri dikkat çekmektedir.
Kirliliğe yol açan sebeplerin ortadan kaldırılmasıyla gölün dışarıdan
müdahale olmaksızın yeniden eski haline geleceğini bilmek bizleri memnun
etmektedir. |