Başlangıç Sayfası Yap

Sık kullanılanlara ekle

 

İznik'e Hoş Geldiniz

   

Selçuklu ve Osmanlı Dönemi İznikliler

Selçuklu ve Osmanlı Dönemi İznikliler Eşref Oğlu Abdullah’i Rumi

   Eşrefoğlu Rumi, Türk-İslam dünyasının mutasavvıf şairlerinin en büyüklerindendir. Menakıb kitaplarına göre soyu Hz.Ali’ye kadar uzanır. Asıl adı Abdullah olan Eşrefoğlu, babasının adına izafeten Eşrefoğlu, İbn ül Eşref, Eşrefzade, doğduğu yere izafeten İzniki, şöhretine izafeten de Eşref-i Rumi diye anılmaktadır. Babası gençliğinde Mısır’dan Anadolu’ya göç etmiş, daha sonra da İznik’e yerleşmiş bir zattır. Babasının adı “Seyyid Ahmed ül Mısri” veya “Seyyid Ahmed Eşref bin Seyyid Muhammed Süyufi” dir. Buradaki Seyyid kelimeleri bu sülalenin Hz.Peygamberin (S.A.V) sülalesine kadar dayandığına işaret etmektedir. Eskiden Anadolu’ya Diyar-ı Rum denildiği için Rumi, Anadolu’lu veya Anadolu’da yetişmiş anlamına gelmektedir. Eşrefoğlu’nun Mısır’da bulunan ve bir mutasavvıf olduğu tahmin edilen büyük babası ile Mısır’dan kalkarak önce Suriye’nin Hama şehrine, oradan da Manisa’ya giden, daha sonra da İznik’e yerleşen babası hakkında fazla bir bilgimiz yoktur. Eşrefoğlu’nun iki kardeşinden birinin Hama’da, diğerinin de Manisa’da medfun bulunduğunu Asaf Halet Çelebi “Eşrefoğlu Divanı” nda kaydetmektedir. Bu iki kardeş ya babaları orada bulunduğu sırada vefat etmişler veya daha sonra oralara giderek oralarda kalmışlardır. Eşrefoğlu’nun dedesinin ve babasının mutasavvıf olması, o çağlarda tasavvuf’un en yaygın yerlerinden biri olan Anadolu’ya göç etmeleri için bir sebep teşkil edeceği tahmin edilebilir. Çünkü o sıralarda Anadolu’dan Mısır’a; Taşkent, Semerkand ve Buhara gibi Orta Asya şehirlerine tahsil için gidenler bulunduğu gibi, o taraflardan da Anadolu’ya kendilerini irşad edecek, tasavvuf’un aşkını ve zevkini aşılayacak olgun mürşidler, şeyhler aramak için gelenler de bulunuyordu. Eşrefoğlu’nun babası olan zat da bunlardan biri olabilir. Babasının Anadolu’ya geliş ve İznik’e yerleşiş tarihi hakkında malumat sahibi olmamakla beraber bunun Miladi 14. Asrın sonlarına doğru olduğunu tahmin etmek mümkündür. İznik’e geliş sebeplerinden en önemlisi İslam dinini daha iyi tetkik ve tetebbu etmek ihtimali olduğu söylenmektedir. Çünkü, İznik sekiz medresesi ile devrin en büyük din ve ilim merkezlerindendi. İşte, Eşref’i Rumi oğlu Abdullah, babası Eşref buraya gelince doğmuştur. Eşref oğullarının bütün gayeleri Türk Camiası içerisinde ve İslam dini yanında tasavvuf cereyanını yaymak idi. Eşref oğlu Abdullah iznikte doğduğuna göre, annesinin İznikli bir Türk olması ihtimali kuvvetlidir. Şu muhakkak ki, gerek Mısırdan gelmiş olsunlar ve gerekse Anadolu İçlerinden gelmiş olsunlar, Türkleşmiş Türk kültürüne ve tasavvuf cereyanına hizmet etmiş bir ailedir. Eşref oğlu Abdullah eserlerini gayet sade, pürüzsüz bir Türkçe ile yazmıştır. İlk tahsilini İznik'te yapan Eşrefoğlu Abdullah, bilahare Bursa'da Çelebi Sultan Mehmet Medresesine gitmiştir. Danişmentlikle girdiği Çelebi Sultan Mehmet medresesinde, kısa bir zaman  sonra o devrin alimlerinden bilhassa fıkıh ilminin üstatlarından Kara Hoca isimli maruf Afyonkarahisarlı Alaettin-i Ali'ye asistan olmuştur. Onun verdiği dersleri izaha başlamıştır. Bütün bu faaliyetleri içerisinde, o devirde kuvvetle yayılmakta olan tasavvuf cereyanından ve bunu talebelerine telkin etmekten kendini alamamıştır. Tasavvuf cereyanına mensup olduğu için, bu işe ait eserleri okuyarak kendisine doğru yol gösterecek bir mürşide ihtiyacı olduğuna kanaat getirmiş ve bundan sonra maddiyat dünyasından tamamen vazgeçerek kendisini mutasavvufluğun icabı olan iç alemine vermiştir. Bundan sonra hayatının sonuna kadar bu yolda yürümeye devam etmiştir. Tasavvufu benimseyince kendisine bir mürşit aramış ve o zaman Bursa'da ikamet eden Muhammet Şemettin (Emir Sultan)'a intisap etmeyi düşünmüştür. Emir Sultan, Halveti tarikatına mensup olup Yıldırım Bayezide kılıç kuşatmış ve kızı Hondi Sultan ile evlenerek, padişaha damat olmuştur. Eşrefoğlu Abdullah maddiyattan sıyrılarak bu zata koşmuş, Emir Sultan kendisini fevkalade istidadı dolayısıyla, Ankara da bulunan Hacı Bayram Veliye göndermiştir. Hacı Bayram Veli o zamanlar Kara Medresede müderris olup tasavvufa karşı şiddetli meyil duyan, zahiri ilme inceden inceye vukufiyeti bulunan bir şahıstır. Hacı Bayram Veli, Eşrefi Rumi geldiğinde,ona en ağır işleri vermiş, Eşrefi Rumi tarafından bu işlerin hiç ses çıkarmadan yapılması kendisini tanıtmaya kafi gelmiştir. Bilahare kızı Züleyha ile onu evlendirerek,onun ilmine ve erdiğine inanıp kendisini hoca kabul etmiştir. Bundan sonra Hacı Bayram-ı Veli, Eşref Rumiyi Hamma şehrindeki Abdülkadir Geylaninin oğlu Şeyh Hüseyin'e göndermiştir. Hammaya gelen Eşrefi Rumi, burada Şeyh Hüseyin tarafından kırk gün hücreye kapatılıyor. Hücrede kırk gün halvette kalan Eşrefi Rumi, artık tamamen erdiği kabul olunarak çıkarılıyor. Bundan sonra, kendisine Şeyh Hüseyin Hamevi tarafından, Eşrefoğlunun kurduğu tarikatta büyük rolleri olan bir Bayrak, bir Meşale, bir Post, bir Asa ve bir Taç veriliyor. Eşrefoğlu irşada mezun olduktan sonra Hammada Şeyh Hüseyin'in yanında kalmayarak İznik’e dönmüştür. Burada artık tam manası ile kemale ererek halkı irşada çalışmıştır. Eşrefoğlu Abdullah'ın ölüm tarihleri hakkında İhtilaf mevcuttur. Hicri 874 (Miladi 1469) yılının Hac mevsiminde 120 yaşına yakın olduğu halde vefat ettiği kabul görmektedir. Tekkesinin yanında bulunan türbesine defnedilir. Eşrefoğlu’nun türbesi daha sonra Sultan 4.Murat tarafından yeniden yaptırılmış ve kıymetli çinilerle süslenmişse de, Yunan işgali sırasında Yunanlılar tarafından yıkılmıştır. Tekke ve türbesinin yanında bulunan Eşrefoğlu Camii ise halen mevcuttur. Eşrefoğlu'nun bir çok eserleri mevcuttur.Bunların en meşhuru DİVANI ile MUZEKKİ-ün-NÜFUS adlı eserleridir.

Eşrefoğlu Rumi’ye ait Şahit Çınar Hikayesi;
Eşrefoğlu'nun otlamağa giden hayvanlarına komşusu bulunan ihtiyar bir kadının danası da katılırmış, Eşrefoğlu, bir gün,kadına: sen dananı hayvanlarıma katma, kurt yer, demiş. Kadın Eşrefoğlu'nu dinlememiş hayvanlarını katmış. Akşam eve geldiğinde danasının gelmediğini görerek, Eşref oğluna sormuş. Eşrefoğlu kurt yedi demiş. Bu cevap üzerine kadın Eşref oğlunu kadıya şikayet etmiş. Eşrefoğlu kadıya da aynı cevabı verince kadı şahit istemiş. Eşrefoğlu civardaki bir çınarı göstererek şahidim budur demiş. Ve çınarı dalından tutarak kadının huzuruna getirmek isteyince kadı muhakemeyi bitirerek Eşref oğlunu serbest bırakmıştır.

Eşrefoğlu Divanı   

CANIMI ÜRYAN

CEFA VÜ RENC

NAKKAŞIMIZ

AŞK BENİ YAĞMA

HER KİME

GER OLA ÖMRÜM

EY ALLAHIM

OL ZAMAN KİM

AŞKIN ODU

ELVEDA

DOST YOLUNA

ŞOL Kİ CAN

BU GÖNÜL

BEN DOST

HER KİMİN

BENİM İŞBU

GER KADİMİ

GÖNLÜMÜN

ERİLMEZ YARE

BU DÜNYAYA

EY GÖNÜL BİR

AŞK İLE VİRAN

GEL BU AŞKIN

NOLİSERSE

YİNE CANIM

CANLAR CANIN

YÜREĞİME DOST

EYA GAFİL

KARARI KALMADI

BAHR-İ UMMAN

EY HEVASINA

YÜZÜNÜ GÖRELİ

GÖNÜL DERDİ

HEP FESAD

BUGÜN İŞBU

BENİM DERDİM

NE OLAYIN

EZELDEN AŞK

NİDEYİM

YİNE DOST'UN

RAZIYEM DERDİNE

SENİ BUNDA

ZAHİDA

EY DOST SENİN

BİR DEM DİLİM

BENİM ŞEYHİM

DUYMASIN BU CAN

SEN EZEL SULTAN

ESKİ YAREM

ŞÖYLE KİM

CEMALİN SEYR

DEVŞİR AKLIN

VATAN ARZULADIM

BU DERDİMDEN

DÜŞELİ AŞKIN

GAH KENDÜME

SENİ SEVEN

HAKTAN UTAN

AŞK SAYRUSU

CANA CEFA

NEFSİ ZİNDAN

EY DİRİGA

OL DOST'U

ŞEYHSİZ VARILMAZ

EY GÖNÜL

GÖRELDEN YÜZÜNÜ

KOYUP AĞYARI

BU GÖNLÜM

ZEHİ AŞIK

ANIN DERDİ

CEM' OLMUŞ

MÜFLİSİZ

EYA GAFİL 1

GEL BU NEFSİN

BİAR OLUGÖR

GÖZÜN AÇ

CİDDİ TAM ET

BU AŞK DÜŞTÜ

HER KİM DER İSE

KANAAT GENCİNE

BİR NİCE DERTTİR

BANA DERDİN

GEL GEL BERU

BANA SEN CAN

ZEHİ BAHTLU

HABİR OLMAK

CAN VERİR AŞIK

SAFA İSTER İSEN

EY DERVİŞİM DİYEN

BE BEN BİMARA

ANIN AŞKI

ARŞDAN YÜCE

BU AKL Ü FİKR

ŞULAR KİM

SENİN AŞKIN

BAŞ KO TEVHİDİ

ARİF OL KİM

BU DERVİŞLİK

ARİFİ GÖR

BİR BEN SENİ

KARBAN GİTTİ

UZLET EHLİ

AŞK İLE OL

TUTARSAN

ÇOK YİYENLER

EY ACEB

TECELLİ ŞEVKİ

VAR KANAAT

BENCİLEYİN

UYARDIM SİZİ

BU UYKU

YİNE AŞK

SENİN AŞKIN

İLAHİ SEYYİDİ

ARİFE SORGIL

GÖNÜL DOST'UN

Kİ NADAN

CEMİ'-İ

AŞK İLE AVARE

BU DÜNYA

DÜN Ü GÜN

HALKI KODU

ÇÜ GİTTİ

SENİ SEN YAVI KIL

AŞIKLAR

EY LEZZET ALAN

HAKK'I SEV

KİM Kİ DOST

ŞEKER YER İSEN

AŞKIN GAMIN

KENDİ TATLI

BİR AŞIKI

YİNE BU DERTLİ

AŞIKIN GÖNLÜ

SEN ANI

CİHANI HİÇE

GÖNLÜM OLANIN

DEDİĞİM İŞ

YÜREĞİME ŞERHA

BU FENAYA

DOST'A GİDENİN



<= Selçuklu ve Osmanlı Dönemi İznikliler

 

 

 

  Sayfanın Son Değiştiriliş Tarihi:

Yukarı Çık   
 

  

Copyright © İznik Dizayn  - 2010                     Bu Site   İyad   Kurucu Üyesidir