|
|

|
|
Nikaia (İznik) antik
yapılarının depremler, istilalar ve yangınlar sonunda tahrip oldukları
belirlenmiştir. Sonraki yıllarda bu mimari parçaların surlarda ve yeni
yapılarda kullanılmış olmalarından dolayı Roma döneminde inşa edilen
tapınakların bugün yerleri saptanamamaktadır. Bu parçalar günümüzde bazı
evlerin duvarlarında hala görülmektedir. |
|
ASKLEPİOS TAPINAĞI |
|
Şiddetli bir deprem sonunda
yıkıldığı anlaşılan tapınağın yeri belirlenememiştir. Mimari parçaları diğer
antik yapılarda olduğu gibi surlarda, sonradan yapılan binalarda veya
müzedeki eserler arasında bulunmaktadır. Korint nizamında yapılmış, olan
Asklepios Tapınağı ile ilgili bilgileri Nikaia sikkelerinden öğrenmekteyiz.
Üçgen alınlıkta iki yılan görülmektedir. Akroterleri işlenmiştir. Tapınağın
ön ve arka cephelerinde altışar, yan cephelerinde onbirer adet yivli sütun
bulunmaktadır. Krepis üç basamaktır. Cephede görülen Asklepios heykeli
elindeki yılan dolanmış, asası ile ayakta durmaktadır. Antonius Pius
(138-161) döneminde önlenemeyen korkunç bir veba salgını olur. Marcus
Aurelius (161-180) kenti bu salgından sağlık tanrısı Asklepios'un
kurtardığını kabul eder. Onun adına, kent halkının katkıları ile bu tapınağı
yaptırdığı tahmin edilmektedir. |
|
TYCHE TAPINAKLARI |
|
Nikaia sikkelerinde iki Tyche
Tapınağı belirlenmiştir. Bunlardan birincisi İon nizamındadır. Ön ve arka
cephelerinde altışar, yan cephelerinde on birer adet sütun bulunmaktadır.
Krepis altı basamaklıdır. Üçgen alınlığı içinde kalkan motifi işlenmiştir.
Tepe ve köşe akroterleri belirgindir. Tapınağın kült heykeli Tyche, cepheden
işlenmiştir. Başında kent surlarının sembolize edildiği bir taç, elinde
bereket boynuzu tutmaktadır. II. Kader Tanrıçası Tyche Tapınağı, Korint
nizamında inşa edilmiştir. Ön ve arka cephelerinde altışar, yan cephelerinde
on birer sütun sıralanmaktadır. Üçgen alınlıklıdır. |
|
COMMODİA TAPINAĞI |
|
Roma imparatorlarından Commodus
(180-192) döneminde Commodia Bayramları nedeniyle Nikaia'da inşa edilmiş
olan bu görkemli tapınağının ön ve arka cephelerinde dörder sütun, yan
cephelerinde yedişer sütunun yer aldığı, üç basamaklı krepisinin olduğu
anlaşılmaktadır. II. yüzyılda Kültür Dünyası Bayramı adıyla gerçekleştirilen
bu şenlikler Nikaia'da ayrı bir önem kazanmış, ayrıcalıklı olarak kutlanır
olmuştur. Bayram suresince kente çevre illerden gelen Romalılar arasında
alışverişler, sportif gösteriler, tiyatro oyunlarıyla diğer kültürel
faaliyetler doruğa ulaşır. Commodia tapınağının yeri ve hangi nizamda inşa
edildiği bilinmemektedir. Commodia şenlikleri sırasında İznik'in ve
tapınağın ziyaretçilerle dolup taştığı ve birçok adak bırakıldığı
anlaşılmaktadır. |
|
SEVERİA TAPINAĞI |
|
Roma imparatorlarından
Septimius Severus (193-211) adına düzenlenen Severia bayramları nedeniyle
inşa ettirilmiş olan tapınak, Korint nizamındadır. Ön ve arka cephelerinde
dörder, yan cephelerinde ise yedişer sütun bulunmaktadır. Köşedeki sütunlar
daha belirgin şekilde işlenmiş, ve kalın olarak gösterilmiş, üzerlerine
çeşitli kabartma motifler yerleştirilmiştir. Krepisi üç basamaklıdır. Ön
cephesindeki sütunlar arasında ortada Septimius Severus'un, yanlarında ise
oğulları Caracalla ve Geta'nın büyük boy heykelleri yer almaktaydı. Nikaia
259 yılında Gotların acımasız saldırıları sonunda işgale uğramış, tahribat
ve yangınlar nedeniyle birçok yapı tanınamaz hale gelmiştir. Tapınaklar
düşmanın ilk hedeflerinden biri olmuş, hemen hepsi yakılıp yıkılmış ve
yağmalanmıştır. Günümüze çok az mimari parçası kalan tapınaklarla ilgili
bilgileri elimize geçen Roma dönemine ait sikkelerden öğrenebilmekteyiz |
|
DELİKLİTAŞ TAŞ OCAĞI |
|
İznik'in 3,5 km.
kuzeybatısındaki sırtlarda Roma döneminden günümüze dek
iletildigi bilinen
bölgedeki taş ocaklarının en büyüğüdür. Antik dönem işletmeciliğinin
izlerini taşımaktadır. Bu ocak, bilhassa Roma döneminde Nikaia (İznik)'te
yapılan yedi tapınak, tiyatro, forum, Agora, gymnasium gibi anıtsal yapılara
taş temininde kullanılmıştır. Kazısı yapılan tiyatroda, tapınaklarda, yivli
sütun tamburları, arşitravlar, sütun başlıkları, friz parçaları, mezar
stelleri ile lahitlerin
bir çoğu bu ocaklardan çıkarılan taşlardan
yapılmıştır. Çok geniş bölümü işletilmiş ve ovaya yakın şeritte 20 m.
yüksekliği ve 50 m. çevre genişliği olan birçok yongalık tepeleri
oluşmuştur. Bu büyüklükteki yongalıklar taş ocaklarının asırlardır yoğun
şekilde işletildiğini belgelemektedir. Bu tepelerden gerek karayollarınca ve
gerekse YSE işletmesince yollara stabilize malzeme çekilmiştir. Bunlar
içinde bazı yarı işlenmiş, antik parçalara rastlanmıştır. Kayaların murç
darbeleri ile kesilen bazı bölümleri şimdi yonga tepelerince bürünmüştür.
Bir kısmı ise derin çukurlar halinde kalmıştır. Hespekli yönünde büyük bir
kayalığın ortasında olan bu ocağa ise "Deliktaş" adı takılmıştır. Kayalardan
koparılmış olan taş blokların murçlar, keskiler yardımıyla kesilmiş,
olduklarını belgeleyen binlerce iz, antik çağ işçilerinin sabırlarının birer
imzalı belgesi olarak durmaktadır. Deliktaş, ocağından çıkarılan bu taşlar
halk arasında adı mermer veya gigmer olarak adlandırılmaktadır. Bunlar koyu
gri - mavi renklidir. Bir kısmında kirli beyaz damarlar görülmektedir. Bu
ocaktaki taşlar orta ve yüksek derecede metamorfize geçirmiştir. Bunlara
rekristalize kalker, yarı mermer denilmektedir. |
|
|
|
SARIKAYA TAŞ OCAĞI
|
|
İlçenin 4 km. kuzeybatısında,
Deliktaş ocağı geçilince, sağda sırttaki yüksek kayalığın kente bakan
yamacındadır. Ocaktan çıkarılmakta olan taş blokların sarı renkli beyaz
damarlı oluşundan ve uzaktan bakıldığında sarı renkli görünümünden dolayı bu
ad verilmiştir. Bu ocağın Roma ve Bizans dönemlerinde geniş ölçüde
kullanıldığı sanılmaktadır. İznik'e (Nikaia) yakınlığı nedeniyle anıtsal
yapıların oluşturulması için birçok taş bloğun buradan kesilip çekildiği
anlaşılmaktadır. Ocağın ön kısmında yükselen ve günümüzde İznik içindeki
toprak yolların üzerine Karayolları Bölge Müdürlüğü'nce çekilen stabilize
malzeme Sarıkaya yongalıklarındandır. Asırlar boyunca durmadan
çalıştırıldığı anlaşılan taş ocağından yongalıklar kaldırıldıkça keskin müre,
darbeleri ile usta taşçıların binlerce taş, blok çıkardığı anlaşılmaktadır.
Aynı taş ocağı günümüzde de çalıştırılmaktadır. Antik ocak izleri
silinmektedir. Bu ocaktan çıkarılan taşlar rekristalize kalkerdir.
Aralarında bazı damarlar kristalize olmuştur. Ocak çevresinde çalışmalar
sırasında rastlanan basit mezarların, kazaya uğrayan taş işçi ve ustalarına
ait olduğu sanılmaktadır |
|
İNİKLİ TAŞ OCAĞI |
|
İznik'in 11 km. kuzeyinde,
Elbeyli Kasabası'nın kuzeyinde çam ormanları arasında kalan taş ocağına
İnikli Köyü'nden veya Gürmüzlü Köyü'ne çıkan stabilize yoldan ayrılarak yaya
olarak gidilebilmektedir. İnikli'de MS II. yüzyılda biri büyük diğeri
küçük
olmak üzere iki ocak açılmıştır. Küçük ocak tamamen, büyük ocak ise kısmen
daha sonraki işletmeler sırasında tahrip olmuştur. Roma döneminde büyük
ocağın 100 m. uzunluğunda, 26 m. eninde ve 18,5 m. yüksekliğindeki bölümü
çalıştırılmıştır. Bu ocaktan çıkarılan taşlar rekristalize kalker dolimitik
beyaz renkli bloklardan oluşmaktadır. Buradan çıkarılıp İznik'te kullanılan
taşların; yan mermer niteligi taşıması, damarsız oluşan ve istenilen
büyüklükte blok halinde kesilebilmeleri gibi nedenlerle bu ocak tercih
edilmiştir. MS II. yüzyılda inşa edilen açık hava tiyatrosunun şeref
localarının oturma setleri (Proedria) bu ocaktan getirilen taşlarla
yapılmıştır. İznik Lefke Kapı'nın iç kapısının batı cephesinde dokuz adet
beyaz oturma basamağı örnekleri bulunmaktadır. Geniş alana yayılmış, olan bu
kaliteli taş rezervi, yol imkanının olmayışı 1 ve Nikaia'ya 11 km. uzakta
oluşu nedeniyle sadece beyaz renk tercih edildiğinde kullanılmıştır.
Günümüzde taş ocağından kesilen taşlara ait murç izleri ve kesilen
bloklardan bir kısmının alındığı yerler olduğu gibi görülmektedir |
|
ÖMERLİ TAŞ OCAĞI |
|
İznik'in 10 km. kuzeyindeki
Ömerli Köyü'nün içinden geçilerek kuzeybatıya doğru gidildiğinde çevresi
bağlarla çevrili irili ufaklı on üç tane taş ocağı görülür. Roma ve Bizans
dönemlerinde işletilmiş olan bu ocaklardan günümüzde de yararlanılmıştır.
Buradaki en görkemli ocak, eski köy muhtarı Ali Bey tarafından da
işletilmiş, bağlara yakın olan taş ocağıdır. Bunun nedeni yola yakın
olmasıdır. Bu ocakta yer yer yonca tepeleri oluşmakla birlikte düz alan
içinde olması nedeniyle kısa zamanda, az emekle Roma döneminde açılmış olan
bölümler yoncalıkların altından çıkarılmaktadır. Günümüzde ise bunlar
ekskavatörlerle başka yere taşınarak bu bölümler yeniden açılmakta ve iki
hatta üç cephesi kesilmiş olan kayaların tek veya iki cephesi kompresörlerle
delinip çelik kamalar yardımıyla kolayca koparılmaktadır. Ömerli
ocaklarındaki taşlar yüksek derecede metamorfize olmuş, ve rekristalize
kalker niteliğindedir. Bunlar İznik'in 11 km uzağındaki İnikli taş ocağından
çıkarılan beyaz renkli taşların sarı damarlı olanlarındandır. İznik'te (Nikaia)
Roma ve Bizans dönemlerinde yapılan anıtsal eserlerde kullanılmıştır. Ömerli
ocağından lahit teknesi, kapakları, sütunlar, sütun başlıkları, mezar
stelleri, arşitravlar ve plasterler yapılmak üzere bloklar çıkarılmıştır.
Ömerli taş ocaklarına ait parçalara İznik'teki Roma Tiyatrosu'nda da
rastlanmaktadır. Ömerli ocaklarından iyi kalitede bloklar temin etmek için
birden fazla araştırma ocağı açılmıştır. Sadece son olarak işletilen ocakta
bu nitelikte bloklara rastlanıp çalıştırılmaktadır. |
|
İSTANBUL KAPI |
|
İmparator
İladrianus zamanında yapılmıştır. Kapının
70-71 yıllarında inşa edildiği ve 123 yılında İmparator
Hadrian tarafından onarıldığı anlaşılmaktadır.
İznik'in
kuzeyinde Atatürk Caddesi'nin surlara birleştiği
yerdedir. Orhangazi'ye yönelen yolun üzerindeyken,
batısında surlar yarılarak yapılan yol
nedeniyle tali duruma dönmüştür.
|
|
Ayrıntılı Bilgi => |
|
LEFKE KAPI
|
|
Şehrin doğusunda, Kılıçarslan
Caddesi'nin sonundadır. Sakarya Nehri (Sangarios) kıyısında kurulan Lefke
kenti, bu günkü Osmaneli'ne ulaşan yola açılması nedeniyle bu isimle
bilinmektedir. İmparator Adrianus (117-138) zamanında yapılmıştır. İki
yanındaki kuleleriyle bir zafer takı biçimindedir. İznik'in 13 km.
doğusundaki Karadin yerleşim yeri nedeniyle bu kapıya bir süre "Karadin
Kapı" adı verilmiştir.
|
|
Ayrıntılı Bilgi => |
|
YENİŞEHİR KAPI
|
|
Görkemli İznik surlarının en
ilgi çekici kısımlarını, kesme taşlarla Roma döneminde MS 1.yüzyılda
yapılmış olan taç kapılar teşkil etmektedir. Bugünkü ana cadde lerin,
Kılıçarslan Caddesi ile Atatürk Caddesi'nin her iki yönündeki kapılar ana
yerleşimlerin veya yerlerin adlarını taşımaktadır. Strabon, kent
merkezindeki Cymnaseum'dan dört ayrı yöne bakılınca bu kapıların |
|
Ayrıntılı Bilgi => |
|
ROMA TİYATROSU |
|
Şehrin Güney Batısındadır.
Saray bahçe veya Eski saray olarak da anılır.
Gölden 400 m. doğuda, surlardan 90 m. kuzeydeki tiyatro,
Kuzey
batı Anadolu'nun ayakta kalan en görkemli arkeolojik yapıtı
olma özeliklerini taşımaktadır. Roma İmparatoru Trajanus (97-117) |
|
Ayrıntılı Bilgi => |
|
OBELİKS (DİKİLİ TAŞ)
|
|
Kentin 5 km. kuzeyinde bağ ve
bahçeler arasında yükselen bu mezar anıtı Elbeyli Kasabası, eski Roma yolu
üzerindedir.( Nikaia (İznik)'den, Nikomedia (İzmit)'e giden karayolu).
Günümüzde bağlar içerisinde yükselen mezar anıtı üzerindeki Grekçe kitabeden
anlaşılacağı üzere Nikaia Kapı'larını yaptıran |
|
Ayrıntılı Bilgi => |
|
SU KEMERLERİ
|
|
İznik’in doğusunda, surların dışında, Elmalıdağ eteklerinde Katırcı İni ile
Berber Kayası uzantısındaki doğal mağaradan çıkan su bir kanal ile kente Roma
döneminde nakledilmiş olup, kanal bugün de ayaktadır. Doğal kayalığın ağız kısmı
bir duvarla dışarıya doğru uzanmakta, buraya yakın... |
|
Ayrıntılı Bilgi => |
|
HESPEKLİ KAYA MEZARI
|
|
İznik’in kuzeyinde Elbeyli’ye
giden yolun Dörttepeler Tümülüsü’ne yakın kısmında, çamlık sırtta doğal
kayalara oyularak yapılmış mezar odası halk arasında “Berber Kaya” olarak da
bilinmektedir. Kayaların batısında yer alan odanın iç kısmının yüksekliği
2,20 m., eni 2,10 m., kalan kısmının derinliği 2 m.’dir. Mezar odasının
zemininde oyularak yapılmış, doğu batı uzantılı iki mezarın eni 0,37 m. boyu
1,95 m.’dir. Aralarındaki set 0,55 m.’dir. Mezarların derinliği 0,36 m.’dir.
Duvar ve mezar yüzeylerindeki murç izleri kaba şekilde bırakılmış olup, ince
taraklamaları yapılmamıştır.
Mezar
odasının batı cephesinin çökmesinden dolayı, giriş kapısı ve mezarların bir
kısmı tahrip olmuştur. Odanın doğu duvarında yüksekliği 0,85, eni 0,50,
derinliği 0,30 m. olan, yuvarlak kemerli bir niş yer almaktadır. Tabanında
belirlenen iki demir bağlantısı, niş içinde stel veya heykel bulunduğunu
belgelemektedir. Mezar odasının giriş cephesinin üstünde “Tabula raza” yer
almaktadır. Bunun uzunluğu 0,55 m., yüksekliği 0,48 m.’dir. Batı cephesinin
mezar odası yapıldıktan sonra çöktüğü düşünülecek olunursa, tabula razanın
sonradan yapıldığı söylenebilinir. Tavanı basık ve sivri tonoz tiplidir. |
|
MERDİVENLİ KAYA |
|
İznik
Elbeyli Karayolu’nun 6. km.’sinde, Elbeyli Hali
yanındadır. Nikaia’nın kuzeybatı nekropolü içinde,
doğal kayalık düzeltilerek hazırlanmış sunak
alanıdır. Kayalara oyulan 0,35 m. yüksekliğinde,
0,36 m. derinliğinde ve 2,10 m. genişliğindeki altı
basamaklı merdiven 2,10 x 3,90 m. boyutlu düzlüğe,
oradan da aynı özellikli dört basamaklı merdivenle
cenaze törenlerinin yapıldığı alana ulaşmaktadır. Bu
merdivenlerin doğusunda da aynı özelliklere sahip
beş basamaklı bir merdiven yer almaktadır.
Basamakların yüksekliği 0,22, eni 1,80, derinliği
0,30 m.dir. Mavi, gri damarlı kristalize kalkerden
oluşan bu doğal kayalık, Nikaia’nın Helenistik, Roma
ve Bizans dönemlerinde nekropol olarak
kullanılmıştır. Cenaze törenine toplu halde katılımı
sağlamak için merdivenler geniş işlenmiştir. Alanda
kayalara oyulan diktörtgen yuvalara ahşap direkler
dikilerek oluşturulan mekanlarda, törene katılanlar
yerlerini alırdı. 1967 yılında bulunan hipoje,
pampylia tipi mermer lahid, mezar odası, Dörttepeler
Tümülüsü ile bu bölgede bulunan kayalara oyulan
tekneler, mezar stelleri ve kiremit mezarların
yoğunluğu Nekropol’ün uzun yıllar kullanıldığını
belgelemektedir. Yer, halk arasında “Köşk Burnu”
olarak bilinmektedir. |
|
|
|
PAMPYLIA TİPİ LAHİT
|
|
Kent
surları dışında 4 km. kuzeydoğudaki Deliktaş
Mevki’nin alt kısmında, Hacı Mahmut
Şahin’in bağında 2 m. derinde rastlanan lahit 15
Ekim 1966 tarihinde müze müdürlüğü ilgililerince
yerinden çıkarılarak müzeye nakledilmiştir.
1738 no ile müze envanterine kaydedilen bu değerli
eser, salonda teşhir edilmektedir.
Lahit teknesinin
yüksekliği 0,835, eni 0,96, uzunluğu 2,1 1 m.’dir.
Kapağının yüksekliği 0,47, eni 1,05, uzunluğu 2,20 m.’dir. Beyaz mermerden yapılmış olan lahtin kapak
kısmında köşelerde yarım palmetlerden köşe akroteri,
alınlığın üstünde tam palmetten tepe akroteri yer
almaktadır. İç içe üçer silmenin oluşturduğu üçgen
alınlıklarda Medusa başları cepheden kabartma olarak
işlenmiştir. Uzun kenarlarda eşit aralıklarla
sıralanmış aslan başlı çörtenler bulunmaktadır.
Teknenin köşelerinde Nikeler, aralarda Eroslar
girlant taşımak tadır. Girlant aralarında bir kadın
ile bir erkek portresi cepheden işlenmiş olup,
bunlar lahite gömülü kişilere aittir. Arada ayrıca
bir savaşçı bulunmaktadır.
Lahitin bazı kısımları
iyi işlenmemiştir. Figürlerde bir basitlik
gözlenmektedir. Lahit bulunduğu zaman kapağının daha
önce açıldığı, demir bağlantılarının bulunmadığı,
içinin toprak ile dolu olduğu görülmüştür. Roma
dönemine ait olan bu lahitin bulunduğu bağlık alan
nekropol sahasıdır. Benzerlerine rastlanabileceği
düşünülerek belirtilen sahada yeni araştırmaların
yapılması gerekmektedir.
|
|
HERKÜL KAYA KABARTMASI
|
|
İznik’in 3,5 km. kuzeybatısında, Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 1 6.1 1 .1 992 gün ve
2B1 1 sayılı kararı ile 1 . derece arkeolojik sit
olarak tescil edilen antik Deliktaş ocağında
31.12.1994 - 01.01.1995 tarihleri arasında Bursa
İli
Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğünce Iznik-Yenişehir
Bursa kavşağından itibaren genişletilen yola
stabilize malzeme çekmek üzere Deliktaş ocağı
yongalığından kepçe ile malzeme alımı sırasında, taş
ocağının güneydoğusunda ana kaya üzerine işlenmiş
kuvvet tanrısı Herakles (Herkül)’e ait bir kabartma
açığa çıkarılmıştır.
İznik’in doğusunda Sansarak Köyü’ne giden toprak
yoldan ulaşılan Deliktaş’ta Roma ve Bizans
dönemlerinde işletilen ve rekristalize kalker
bloklar kesilen ocağın doğusundaki kaya yüzeyinde
Herkül ayakta ve çıplak olarak işlenmiştir. Normal
insan boyutunda olup 1,62 m. yüksekliğe sahiptir.
Cepheden işlenmiştir. Kısmen sola dönüktür. Sol ayak
öne doğru bir adım atmıştır. Sağ elinde budaklı
sopası işlenmiştir. Sol eli göğüs seviyesinde olup
kesmiş olduğu Lerna Ejderinin başını tutmaktadır.
Gövdenin solunda ise bir altar işlenmiştir.
Kabartmanın çevresi kaba şekilde taraklanmış yüzeye
sahiptir. Herkül’ün gövdesi kaba yontuludur. Yüz
hatları, saçı ve sakalı daha itinalı işlenmiştir.
Kabartmanın daha belirginleşmesi için çevresi bir
niş şeklinde yontularak derinleştirilmiştir. Ana
kayada doğal çatlaklıklar yer almaktadır. Anıtsal
yapılara colosal bloklar kesilen Deliktaş ve
Sarıkaya taş ocaklarında çalışan işçi ve kölelere
manevi ve bedensel güç aşılamak amacıyla kuvvet
tanrısı Herkül ile ilgili bir açık hava tapınağı
oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Eser II. yüzyılın
ortalarına ait olmalıdır. |
|
THREPTUS MEZAR ANITI |
|
İznik’in güneyinde Roma döneminde nekropol olarak
kullanılan sahada 1985 yılında DSİ tarafından
kanaletler için ana depoya gölden su nakledecek
borular
döşenirken
açığa çıkan anıt, Dr. Bedri Yalman başkanlığındaki
Tiyatro Kazı Ekibi tarafından İznik Müzesi’ne
nakledilmiştir. Mezar anıtı kesme taştan yapılmış
iki basamaklı bir platform ile başlamaktadır.
Rekristalize kalker bloklarla yapılan ilk basamağın
yüksekliği 0,32 m., güneyde 2,63 m.’dir. İkinci
basamak 0,1 5 m. daha içeridedir. 3,95 m. uzunluğu
2,28 m. eni ve 0,33 m. yüksekliği vardır. Platformu
oluşturan taş bloklar demir kenetlerle birbirine
bağlanmıştır. İç kısmı mezar steli parçaları ile
dolgulanmıştır. Platformun güneyindeki mezar
stelinin eni 0,97 m., kalınlığı 0,84 m., yüksekliği
2,02 m.’dir. On yüzündeki üç satırlık Latince
kitabede “Threptus’un kardeşi Aphrodision oğlu P.
Pagnius’un anısına yaptırdı” yazılıdır. Stelin üst
köşelerinde yarım palmetler, ortasın da kül kutusu
yer almaktadır. Kutu kapağının üst kısmında rulo
halinde kağıtlar, diptik ve kalemlik
yerleştirilmiştir. Kapak kutuya iki dilli bir
kilitle bağlıdır. Demir saplamalar ile stele
bağlanan kutunun iç kısmında, yakılan P. Pagnius’un
cesedine ait küller bulunmaktaydı.
Ortadaki mezar stelinin eni 0,92, kalınlığı 0,73,
yüksekliği 1 ,08 m.’dir. Üst köşelerin de birer
akroter yer almaktadır. Ortasında ise sabit ve
sembolik kül kutusu işlenmiştir. Herhangi bir
kitabesi bulunmamaktadır. Bunun üçüncü bir şahıs
veya Threptus kendisi için yaptırmış olmalıdır.
Platformun kuzeyinde 0,88 m. eninde, 0,76 m.
kalınlığın da ve 1 ,83 m. yüksekliğindeki üçüncü
stelin ön yüzünde dörder satırlık eş anlamlı, üstte
Latince altta Yunanca kitabeler yer almaktadır.
Kitabelerde ‘ saygıdeğer eşi Caesonia Secunda’nın
anısına yaptırdı.” yazılıdır.
Üst tablanın köşelerinde yarım palmet motifi
akroterler, ortada ise 0,43 m. yüksekliği, 0,36 m.
eni olan sabit bir dikiş sepeti yer almaktadır.
Mezar anıtı İznik Müze Müdürlüğü bahçesinde aslına
uygun şekilde teşhir edilmektedir.
Lefke Kapı’nın doğuya bakan cephesinde görülen iki
stel ile İstanbul Kapı’nın ortadaki Roma takının iki
yanındaki tuğla örgülü burçların temelleri, benzer
yüzlerce stel kullanılarak yapılmıştır. Threptus
Mezar Anıtı II. yüzyıla aittir. |
|
ÇAMDİBİ MEZAR ANITI |
|
İznik’in güneydoğusunda, surlar arasından ayrılan
dar fakat asfalt yol, zeytinlikler, meyve bahçeleri
ve bağlar arasından geçerek, 3 km. sonra, çam
ağaçlarıyla kaplı sırtın eteğinde kurulmuş Çamdibi
Köyü’ne ulaşır. Köyün 500 m. batısında, toprak yolun
kenarında, su kanalı yanında... |
|
Ayrıntılı Bilgi => |
|
KAYNARCA NYPHENIUM’U |
|
İznik’in 8 km. doğusundaki Kaynarca Köyü’nün 500 m.
batısında İznik - Adapaza rı Karayolu’na stabilize
malzeme almak üzere müteahhit firmaca
gerçekleştirilen toprak hafriyatı sırasında, ortaya
geç Roma dönemine ait bazı mimari parçalar
çıkmıştır. İznik müzesi ilgililerince yerinde tetkik
edilen parçalardan bir kısmı müzeye nakledilmiştir,
bir bölümü ise yerinde bırakılmıştır. 1 984 yılı
İznik Tiyatro kazısı sırasında Kaynarca Bölgesinde
yapılan incelemelerde bir çok mimari parçanın arazi
üzerinde bulunduğu belirlenmiştir.
Anıtsal bir yapıya ait olan arşitrav parçaları
faskiyeli bölümden sonra öküz başları (Bukranion)’na
takılı girlantlar bunların arasında medusa başları
işlenmiştir. Bu frizin anıtı çevrelediği
anlaşılmaktadır. Anıtsal bir çeşmeye (Nyphenium) ait
olan üçgen alınlığın içinde kabartma bir kalkan
motifi yer almaktadır. Mimari parçaların çıkarıldığı
sahada yapılacak kazı çalışmalarında bu esere ait
diğer parçalara da rastlanacağı sanılmaktadır. |
|
KARACAKAYA TÜMÜLÜSÜ |
|
İznik-Bursa
Karayolu’nun 9. km’sinde göl kenarında, göl
yüzeyinden 26,5 m. yüksekliğe sahip Karacakaya
olarak bilinen ve günümüzde yanında bir lokanta ve
kamp yerinin işletildiği sahada ana yapısı kalker
olan doğal bir tepe yükselmektedir. Bu tepenin üst
kısmındaki düzlükte Roma dönemine ait bir tümülüsün
olduğu, tümülüse ait mezar odasının önemli kısmının
tahrip edildiği, sökülen bazı taşların buradan
alındığı, göle veya yola doğru yuvarlandığı
belirlenmiştir. Kiklopik kalker bloklar kaba
yontuludur. Kesme taşların bir kısmı mezar odasının
duvarlarının sınırlarını belirtecek şekilde insitu
olarak yerlerini korumakla birlikte önemli bir kısmı
başka yapılarda temel taşı olarak kullanılmak üzere
yerlerinden sökülmüştür. 5 m.’lik kenar uzunluğu
olan kare planlı mezar odasının kalan kısmının
yüksekliği 1,5 m. duvar, kalınlığı ise 0,75 m.’dir.
Nikaia (Iznik) Cius (Gemlik) ve Prusa (Bursa) ile
Cyzikos (Erdek) ve Miletopolis (Mustafa Kemal Paşa),
Apollonia Ryndacus (Gölyazı) kentlerine ulaşılan
önemli bir yol üzerindeki tepede Roma döneminde
Nikaia’da büyük hizmetler veren önemli kişilerden
birine ait anıt mezarın yapıldığı anlaşılmaktadır.
Burada gerçekleştirile cek arkeolojik kazı
çalışmalarının daha fazla bilgi elde etmemizi
sağlayacak buluntular vermesi beklenmektedir. |
|
MÜŞKÜRE KALE KALINTISI |
|
İznik’in 20 km. güneybatısında, karayolundan 2 km.
içeride kalan Müşküre (Demirı şık) Köyü’nün
güneyindeki orman ve çalılıklarla kaplı yüksek tepe
üzerinde bir kale kalıntısı yer almaktadır. Kesme
taşlarla örülmüş kulelerin, surların bir kısmı
ayakta olup, ayrıca bir sarnıç kalıntısı belirgin
olarak görülmektedir. Kale kalıntılarının çevirdiği
alan içinde, çeşitli yapı kalıntılarına ait izler
yoğun bitki örtüsüne rağmen belgelenebilmektedir.
Burada Roma dönemine ait bir kentin kurulmaya
başladığı fakat tamamlanamayıp yarım bırakıldığı
anlaşılmaktadır. Bunun bir deprem veya salgın
hastalık sonrası, çalışanların ve yerleşenlerin
burayı terk etmesinden kaynaklandığı bir söylence
olarak halk arasında anlatılmaktadır. Bu kalıntılar
hakkındaki kesin bilgileri, bitki dokusunun
kaldırılması ve arkeolojik çalışmaların
gerçekleştirilmesinden sonra edinebileceğiz. |
|
MÜŞKÜRE ANITSAL MEZARI (HEROON) |
|
İznik’e 20 km. uzaktaki doğal anıt çınarın yer
aldığı meydandan Müşküre (Demirışık) Köyü’ne ayrılan
yolun 2. km.’sinden 200 m. doğudaki zeytinliklere
sapan patika yol ile ulaşılan Çarıktepe’dedir. 2,5
m. yüksekliğindeki kalker kayalık üzerine oturtulmuş
olan Heroon’un doğu batı uzunluğu 7,5, kuzey güney
uzunluğu 9,20 m.’dir. Anıt mezarın platformunu
sınırlayan yan kenar taşları 1 ,1 5 m.
yüksekliğinde, 0,80 m. kalınlığında ve belirlenenler
arasındakiler 2,85 ile 3,78 m. uzunluğundadır. Bu
taşların 0,15 m.’lik kaidesi, 0,75 m. nişi ve 0,25
m. silmeli bölümü yer almaktadır. Bunların birbiri-
ne 0,07 m.’lik demir kenetlerle kurşun akıtarak
bağlandığı kalan izlerden anlaşılmak tadır. İç kısmı
toprak ile dolu olup çevre bitkilerle örtülüdür. Bu
kesimde gerçekleştirilecek temizlik çalışmaları
sonunda anıt mezar ile ilgili yeni bilgiler elde
edilecektir. Roma dönemine aittir. |
|
KARASU KÖPRÜSÜ |
|
Tarihteki önemli ve uzun süreçli rolü nedeniyle
birçok yol Nikaia(İznik) ‘dan geçmekteydi. Bunlar
arasında, devrinin en yoğun trafiğine sahip olanı,
Balkanlardan, Bizans’a, İstanbul
Boğazı’ndan Kalchedon (Kadıköy)’e, Nikomedia’ya
(İzmit), Eribolon’a, Libum, Liada (Gürmüzlü veya
EIbeyli)’yi izleyerek Nikaia’ya ulaşan en ünlüsüydü.
Bu yol juliopolis, Ankyra üzerinden Antiocheia
(Antakya)’ ya gitmekte ve “Hacılar Yolu” olarak
bilinmektedir.
Bu yolun Roma İmparatoru Trajan devrinde var olduğu,
Hadrian’ın Nikaia’ya bu yolla geldiği bilinmektedir.
Ele geçen arkeolojik verilerle, bu yolun ulaşım ve
ticaret yanında önemli askeri seferler için de sık
sık kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bölgede bu yollara ait izler ve günümüze ulaşmış
olan iki köprü bulunmaktadır. Bizans ve Osmanlılar
döneminde de kullanılan ve önemli onarımlar geçiren
bu köprülerden “Karasu Köprüsü”, İznik Çakırca
karayolu üzerindeki karayolu köprüsü yakınından
kuzeye, bağ bahçeliklere giden toprak yol
üzerindedir. İznik’ten 7,5 km. uzaklıktadır. 50 yıl
önce İznik Çakırca yolu bu köprü üzerinden
geçmekteydi. Günümüzde Karasu (Cevizli) deresi
taşarak araziyi sular altında bıraktığından, yeni
açılan mecrasına çekilmiştir. Bu nedenle de köprü
susuz kalmıştır. İki tarafındaki dere yatağı,
şeftali ve zeytin bahçelerine dönüşmüştür.
Antik kaynaklardan, Justinianus’un sel sularının bu
kesimde önemli olan bu yolu defalarca tahrip ettiği
için, burada büyük bir köprü inşa ettirdiği
bilinmektedir. Köprünün başlangıç ve bitişleri daha
alçak seviyede olup, önemli kısmı sellerin getirdiği
mil tabakasıyla örtülü bulunmaktadır. Köprünün
uzunluğu 40 m.’dir. Dört büyük yuvarlak kemer ile
ortada tuğla örgülü ufak yuvarlak kemerli, tahliye
gözlü köprünün ana göz kemerleri 4, 5, 6, 7 sıralı
kalın tuğlalar ve şipolyen kesme taşlarla harç
kullanılarak örülmüştür. Diğer kısımları moloz,
kırma, antik taşlar ve tuğla dolgu parçalarıyla inşa
edilmiştir. |
|
DERBENT ADAK KABARTMALARI
|
|
İznik
Yenişehir karayolunun 11 . km.sinde Derbent Köyü
arazisi içinde kalan ve Mecidiye Köyü’ne dönen yolun
kuzeyinde, Derbent’in kuzeybatısındaki dağlık
arazide Değirmen Boğazı mevkiinde, kayalar üzerine
kabartma olarak işlenmiş bir grup adaksteli yer
almaktadır.
Bunlar arasında, altta tabula anzata, iki yanında
sakallı birer büst ve akroterli üçgen alınlıklı olan
kabartma grubu, diğerlerine göre daha görkemlidir.
Tabula’da görülen altı satırlık Yunanca kitabenin
sadece ‘UğurIu olsun...” kısmı okunabilmektedir.
Diğerleri tekli, ikili, batıda üçlü büst
gruplarından oluşmaktadır. Kayalardaki aşırı
yıpranmalar nedeniyle büstlerin bir kısmı
silinmiştir.
Büstlerden bir kısmı İznik’e, diğerleri Yenişehir’e
doğru cephelidir. Yönler, belli ki kayaların işlenir
yüzeylerine göre olmuştur.
Cepheden işlenmiş olan büstlerin yükseklikleri 0,40
m. kadardır. Tabula anzatanın uzunluğu 0,60 m.dir.
İnsitu olan kabartmalar, adak amacıyla Geç Roma
döneminde yapılmış olup, belki de çevredeki bir açık
hava tapınağını işaret etmektedir. |
|
DÖRTYOL NEKROPOLÜ
|
|
İznik-Yenişehir karayolunun 5,5. km.sinde karayollarınca
stabilize malzeme
alınan ocakta ekskavatörlerle
yapılan kazı çalışmaları sırasında bazı kiremit
mezarların çıkması üzerine buradaki çalışmalar
durdurulmuştur.
Bu mezarların zemini ince levhalarla döşen miştir.
Yanları, baş ve ayak uçları tuğla ile örülmüştür.
Üst kısmı ise özel olarak yapılmış ve tepe
noktasında birbirine dayanmış kalın ve büyük
ölçekli kiremitlerle kapatılmıştır. Normal toprak
yüzeyinden 1 ,5 ile 2 m. derinde yer alan bu
mezarlar doğu-batı uzantılıdır. Üstlerini örten
kiremit ve tuğlalar kalın olup, üzerindeki toprak
basıncına dayanıklıdır.
İç kısımlarında kırmızı boya ile (x) işaretleri
görülmektedir. Yetişkin kişilere ait mezarların
yanında aynı özelliklere sahip çocuk mezarları da
bulunmaktadır. İznik yöresinde benzer mezarlara
rastlanılmaktadır. Roma dönemine ait benzer
kiremitler müzede sergilenmektedir. |
|
ROMA KÖPRÜSÜ |
|
İznik’ten Orhangazi’ye giden karayolunun Çakırca
yönünde kuzeye dönen bağ ve bahçe yolunun 1 00.
m.sinde kuru dere üzerinde, doğu batı uzantılı
olarak ayaktadır. Nikala (İznik) ile Nicomedla
(İzmit) Roma yolu üzerindeki bu taş köprü halk
arasında Kuru Köprü olarak da bilinmektedir. Üç
gözlü olan köprünün ortadaki gözü büyük, iki
yandakiler daha küçüktür. Köprünün doğu ve batıdaki
Roma yolu bir miktar devam edip bağlar arasında
kaybolmaktadır.
Köprü gri rekristalize kalker bloklarla örülmüştür.
Taşlar birbirine demir kenetlerle bağlanmıştır.
Köprünün korkulukları yoktur. Dolgu kısımları moloz
taşlardandır. |
|
|
|
|
|
|
|