|
Bilimsel verilerin yanında halk
arasında günümüzde de anlatılmakta olan efsaneler bulunmaktadır.
“Gölün yayıldığı alanlar binlerce yıl önce doğal görünümlü
araziler iken burada bazı köyler kurulmuştur. Bölgeye gelen ermiş bir göçer
bu köylerden su ister. Köylüler işlerinin yoğunluğu nedeniyle onunla
ilgilenmez. Buna içerleyen ermiş ihtiyar asasını hırsla yere batırır ve
buradan sular fışkırmaya başlar. Asasını yere sürüyerek yürür gider. Sular
da onun peşinden akarak bugünkü İznik Gölü’nü oluşturur. Köyler sular
altında kalır.”
“Istanbul’da Hagia Sophia Kilisesi’nin kubbesi örülürken bir
türlü tuğlaları birbirine tutturamayan mimarlar, Arabistan’a Müslüman
meslektaşlarına elçiler göndererek yardım talep ederler. Hz. Muhammed, bir
fındık kabuğuna tükürerek gelene verir. " Bunu kullansınlar" der. İstanbul’a
yetiştirebilmek için hızla yol alan atlılar İznik’in yanından geçerken
kabuğu yere düşürür ve içindeki sıvı dökülerek bu gölü oluşturur.”
“Bir başka efsaneye göre yörede yapılmakta olan bir camiye
yüksek bir minare ilave edilmeye başlanır. Minarenin taşlarını
birleştirmekte zorlanan usta, ellerini göğe kaldırarak Allah’ın kendisine
yardımcı olması için dua eder. Kendisine bir parça harç gönderilir. "Bunu
kullan, ama sakın yere düşürme!" diye uyarılır. Usta bu harcı malası ile
dikkatlice kullanarak işini bitirir. Son taşı da yerine koyduktan sonra
sevinçle ve el alışkanlığıyla malasını sallar. Malada kalan ufak bir parça
harç yere düşer ve hızla çoğalarak bugünkü gölü oluşturur.
”Halk arasında bir felaketi gölün bağırarak önceden haber
verdiği anlatılmaktadır. Bir deprem, bir harp, bir sel felaketi öncesinde
gölün bağırdığı kabul edilmektedir. Bunu duyduklarını anlatanlar vardır.
Aslında gölün altındaki büyük yarıklarda birden oluşan su kaçakları büyük
gürültü ve yer sarsılıyormuş gibi uğultular oluşturabilmektedir. Göllüce
(Balarım) Köyü açıklarında büyük girdaplar, anaforlar oluşmaktadır. Yunan
istilası öncesinde de gölde büyük uğultular oluştuğu yaşlılarca
anlatılmaktadır. Gölün bu özelliği dolayısıyla uzun yıllar halk,
çocuklarının göle gitmemesi için "Göl sizi yutar" şeklinde engellemiştir.
"Balıkçılara göre, İznik Gölü'nün altında batan bir
kent vardır ve halen balık ağları bu kentin minarelerine takılırmış. Suyun
berrak, havanın durgun günlerinde minareleri çıplak gözle görürlermiş. Bu
söylence yüzyıllardır süregelir. Hatta, XVI. yüzyıl ünlü tarihçilerinden
Hoca Sadettin Efendi'nin Tacü't-Tevarih adlı kitabında, gölün içindeki
kenti, Nuh'un oğlu Sam'ın, Tufan'dan sonra kurduğunu yazar. Aslında söylenin
bu denli yaygın olması boşuna değildir. Bu söylencenin kaynağı, gölün
batısında bulunan antik Basilinopolis kentinin iskelesidir. Nitekim son
yıllarda suyun düzeyi düşünce, gölün yüz metre kadar içinde kemerli ve kesme
taş ile yapılmış antik iskele ortaya çıkmıştır. 1950'li yıllardan önce ise
bu kalıntılar, kıyıdan 1 km. kadar uzakta olduğu düşünülürse, balıkçıların
bu söylenceyi çıkarmakta hiçte haksız olmadığı anlaşılır.
Yılın kurak aylarında su çekilince ortasında bir takım
büyük yapılar meydana çıkar. Bunların Nuh aleyhisselamın oğlu Sam’ın
yaptırdığı binaların kalıntısı olduğu söylenir. Sam’ın Tufandan sonra
İznik’i kurarak burada yerleştiği meşhurdur. |