|
(*) Bir ülke düşününki, 1990
yılında bu ova için Bakanlar kurulu kararıyla onaylatılmış bir çevre planı
oluşturuluyor. Bu planda arazilerin ve yerleşimlerin ne şekilde
kullanılacağı, sanayinin ne şekilde yapılacağı bu planda tarif ediliyor. Çok
kültürlü tarım yapılan bu ova son derece verimlidir. Karışık ağaçlı bir
orman, bütün dağı zirvesine kadar kaplamaktadır. Dağın eteklerinde ve alçak
yerlerinde, ülkenin belki de en lezzetli zeytinlerinin yetiştiği zeytin
ağaçlarıyla ve meyve bahçeleri vardır. Ovayı da içine alan İznik gölü
havzası da su temizliği acısından ülkenin ender yerleri arasında
sayılmaktadır. İşte bu ovanın ortasına ulus ötesi (transnasyonal) bir dev
şirket olan Cargill’in Mısır Nişastası Fabrikası kurulabilmiştir. "TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Yılmaz Oktay,
“Tesisin kurulmak istendiği yer, İznik-Orhangazi Sulama Projesi’nin
uygulandığı alanın ortasında kalmaktadır. Böyle bir bölgede çok su
kullanacak bir tesisin, çevreye olumsuz etkileri olmayacağını iddia etmek,
hiç kimseye inandırıcı gelmemektedir." demişti (AA, 08/Haziran/1998). Zamanın Başbakanı Mesut Yılmaz'ın desteği ile Yüksek Planlama Kurulu'ndan
''özel karar'' çıkartan ABD'li Cargill firmasının Türkiye'deki üst düzey
yöneticisi Sami Ajin , ''Bu fabrikayı mutlaka yapacağız. Dönüş yok'' diyerek
buna cevap verdi. Ajin, Bursa belediyesi tarafından yapılan fabrikanın başka
bir yere kurulması için yer gösterme önerisini de reddetti. Bursa Barosu
başkanı Ali Arabacı, Bursa Ovası ve Uludağ'dan sonra şimdi de göllerin
talanına sıra geldiğini söyledi. Arabacı, ABD'li Cargill firmasının ''kişiye
özel'' izinler aldığını bu izinlerin Anayasaya ve ulusal yasalara aykırı
olduğunu savunmaktaydı ve ''Tesis tarımsal üretim adıyla ambalajlanıyor.
Oysa, burası tarım ürünü kullanacak bir kimya sanayiidir. Üretime geçilirse İznik Gölü'yle birlikte verimli binlerce dönüm arazi ve
Gemlik Körfezi büyük zarar görecektir'' demekteydi. (Cumhuriyet,
03/Temmuz/1998). Önce YPK 195 bin m2 alanı “tarım dışı” ilan etti, ardından
“Firmanın talebi üzerine DSİ Genel Müdürlüğü’nün de bölgede yürüttüğü İznik
2. Merhale Sulama Projesi’nde gerekli revizyonu yaptığı öğrenildi.”
Bayındırlık İl Müdürlüğü ise DSİ’nin olumlu görüşüyle hazırladığı Mevzii
İmar Planı’nı, İl İdare Kurulu’na sundu ve planı imzaya açtı. İmzaların
tamamlanmasının ardından plan, Zamanın Bursa Valisi Orhan Taşanlar’ın
onayına sunuldu. (AA, 01/Mayıs/1999) Vali Taşanlar, planı onayladı ve Bursa
Valiliği İl İdare Kurulu Cargill firmasına inşaat ve imar ruhsat izni vermiş
oldu." Cargill tesisinin önünden
geçerken üzerinde“.. kadar gündür iş kazası olmadı” tabelası dikkat
çekiyor. İşte insan yaşamına önem veren örnek bir işletme diye
düşünülebilmek mümkün. Ancak ne yazık ki bu fabrika, 1.sınıf tarım arazisine
kurumuş ve günde yaklaşık üç bin ton suyu kullanma kapasitesine sahip. Göle
de yalnızca 6 km mesafede, İznik gölünün koruma alanı 3km. olmasına rağmen
temiz kalmış ender su havzalarından biri gelecekte tehdit altında olacağı
kanısını uyandırıyor.
Kimdir bu Cargill..?
Böyle bir tepkinin hedefi olan Cargill, 130 yıldan fazla geçmişi olan bir
sermaye grubu. “Hoovers Şirketler Raporu”na göre dünyanın en büyük özel
sahipli (halka açılmamış) şirketi. Tohum, tarım ürünleri ve gıda prosesi
başlıca çalışma alanları. Ama gerçek bir çokuluslu şirket olarak finans ve
metalürji gibi daha pek çok alanda da faaliyeti var. 1865 yılında ABD’de
kurulan Cargill’in Türkiye’de 150 milyon dolarlık 6 farklı lokasyonda
yatırımı ve 500 çalışanı var.
Nişasta
ve nişasta bazlı şekerler olan glikoz ve fruktoz üretimiyle gıda sektörüne
katma değer yaratan Cargill Türkiye, mısırözü, protein, kepek gibi yan
ürünlerle hayvancılığa ve yağ sanayiine katkı sağlıyor.
En büyük yatırımı 90 milyon dolarlık Orhangazi Mısır İşleme Tesisi olan
Cargill Türkiye, ABD dışındaki bir ülkede tek seferde yapılan en büyük
yatırım.
Vaniköy Mısır İşleme Tesisi ile birlikte yıllık toplam 440 bin ton glikoz ve
fruktoz şurubu üretim kapasitesine sahip. Rota Denizcilik ile işbirliği
yapan Cargill, Kocaeli Yarımca’da faaliyete geçen tahıl depolama siloları ve
limanıyla tahıl ticaretinde de çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’ye 1960
yılında çeşitli ortaklıklarla giren Cargill, 1986 yılından itibaren kendi
adıyla faaliyetlerini sürdürüyor.
Kendi ifadeleriyle 65 ülkede, 130 değişik alanda, 1000 ayrı yerde, 80600
kişi istihdam ediyorlar. 1998 yılında 51 milyar dolarlık, 2001’deki 54
milyar dolarlık satış gerçekleştirmiş. Bu aynı zamanda ABD gıda sektöründe
tüm şirketler kategorisinde onu Pepsi ve Coca Cola’nın önünde üçüncü sıraya
yerleştiriyor. Şirketin ana hissedarları Cargill ve MacMilan aileleri,
patronlar dünyasında da oldukça etkinler. Ortaklardan Whitney MacMilan’ın
aktif bir üyesi olduğu “İş Dünyası Yuvarlak Masası” grubu uluslararası
ticaretin “serbest”leşmesi için lobi faaliyeti yürütüyor. Cargill aynı
zamanda General Motors, Industrial Bank of Japan, Philips Electronics gibi
diğer ulus ötesi şirketlerle birlikte Dünya Patronlar Konseyinin de bir
üyesi.
Cargill ABD’de sığır kesimi ve et paketlemenin %20’sini gerçekleştiriyor (Financial
Times, 30/Kasım/1998). Forbes Magazin’e göre dünya tahıl ticaretinin dörtte
birini kontrol eden Cargill, dünyanın en büyük tahıl şirketi. Bu şirket şu
anda dünya tahıl ticaretinin neredeyse yarısını kontrol ediyor. Cargill
ayrıca geçen yıl, dünyanın en büyük tarımsal teknoloji şirketi Monsanto ile
de işbirliğine gireceğini ve ortak bir şirket kuracaklarını duyurdu. Böylece
tohumların geliştirilmesinden üretimine, ekiminden hasat sürecine, hasadın
işlenmesinden gıda ürünü olarak tüketiciye sunulmasına, hayvan yeminden, et
pazarlamasına kadar bütün safhalar üzerinde söz hakkına sahip olacak bir
ittifak oluştu. (Para Dergisi 24/Mayıs/1998, The Gazette 15/Mayıs/1998)
Cargill’in bu boyutlarda bir dev haline gelmesinde ve dünya pazarlarına
hükmetmesinde ABD yönetimlerinin 1950’lerden bu yana tahıl, gıda paketleme
ve tuz alanında yaptığı sübvansiyonların da önemli etkisi var.
Bu arada hükümetimizin IMF’ye yapılma sözü verilen “tarım reformu”nun acaba
bu konuyla bir ilgisi bulanabilir mi? sorusunu da düşünmek gerekiyor. |