|
İznik iklimi Akdeniz iklimine benzer.Yazları sıcak, kışları ılıman ve yağmurludur. Yıllık güneşli gün sayısı 270
civarında olan İznik, polikültür tarımının uygulandığı bir tarım ve turizm
kentidir. MS.358 yılında İznik ve çevresinde meydana gelen şiddetli bir deprem den sonra İzmit halkı
İznik'e göç etmek zorunda kaldı. 5.yy. başlarında ortaya çıkan kıtlık İznik'in
ekonomisinde önemli bir yer tutar. 6 yy. başlarına kadar İznik bir türlü kendine gelememiştir. MS.518 yılında imparator olan Justinianos döneminde
İznik ve çevresinde yapılan ekonomik yatırımlar, İznik ve ekonomisinde önemli bir yer tutar. Bu dönemde çeşitli imar hareketleri, su yolları, İzmit-İznik arasında yol
şebekesi gibi önemli yapılaşmalar görüldü. İznik ve çevresinin ipek kozası için gerekli
olan dutçuluğa elverişli olması yörenin önemini artırdı. Bu dönemde ipek böcekçiliği bölge ekonomisinde önemli bir rol oynadı.
İznik
Osmanlı ulaşım düzeni içersinde de önemli bir yer tutar. 1692 tarihli menzil defterine göre
İznik, Üsküdar'dan Kahire'ye uzanan sağ kol transit yolunun üzerinde bulunmaktaydı. İznik menzili Üsküdar'a 25
saat, Gebze'ye 16 saat, Hersek menziline 12 saat, Lefke menziline 6 saat, Söğüt menziline 18 saat, Eskişehir menziline 27 saat uzaklıktaydı. Gebzeden gemilerle Dil (Hersek)iskelesine
geçilerek irtibat sağlanmaktaydı. Bu iskele günümüz de İznik gölünün
kuzeyinde Yalakderenin aktığı vadinin Marmara denizi ile birleştiği alanda Yalak ovanın deniz kenarında bulunmaktaydı. Bu gün bu
iskelenin kalıntıları hala
mevcuttur.
İznik gölü yörenin iktisadi yapısında önemli bir yer tutar. Samanlı, avdan ve Gemiş dağlarının çevrelediği çukur alanda bulunan gölün çevresinde tatlı su ile sulanabilen verimli bir ova bulunmaktadır. 1905 tarihli Hüdavendigar vilayeti Salnamesine göre Sakarya nehri ile bir kanal açılarak Karadeniz ve Marmara
denizleri arasında ulaşım ağı kurulması projesinin varlığından söz
edilmektedir. İznik'in elverişli konumu ılıman iklimi, gölü ve çevresindeki akarsuları, Üzüm bağları, değirmenler, bağlar ve bahçeleri kente özel bir kimlik kazandırmıştır. Roma kaynaklarına göre yörede
yetişen Buğday'dan çok kaliteli ekmek yapılmaktadır. İznik ve çevresindeki dut ağaçlarından elde edilen ipek böceğinden kaliteli
iplik ve ipek üretilmekteydi. İmparatorluğunun muazzam örgütlenme gücü İznik'te kendini göstermiştir. Kentin doğal güzellikleri ve Marmara'dan
Kudüs'e, Doğu Anadolu sınırına ve Ege'ye açılan yolların kavşağında bulunması İmparatorun
buraya yatırım tercihinin sebebi oldu. Bizans çağında ise İstanbul'a yakınlık
İznik'in en önemli özelliğiydi. Yörede geniş toprakları ve sürüleri olan köylüler, aynı zamanda Bizans İstanbul'unun tahıl ve yiyecek kaynağı
durumundaydı. Osmanlı fethinden önce şehrin çevresine yerleşen Türkmenler bugünde kullanılan
Türkçe isimli köyler olan Elbeyli, Boyalıca, Dereköy, Sarıağıl, Hisarcık,
Çakırca, Hisardere, Ömerli,Yörükler köylerini kurmuşlardı. Bursa'nın Osmanlı devletinin merkezi olduğu süreçte İznik ve yöresi nüfusu birdenbire 70,000
ulaşan Bursaya entegre oldu. İran üzerinden ham ipeğin geldiği, Bağdat üzerinden baharat ticaretinin yapıldığı yollar Bolu-Geyve üzerinden
İznik'e ulaşmakta, oradan da Bursa'ya varmaktaydı. İznik ve çevresindeki ormanlık alanlardan sağlanan ürünler, İstanbul'un tüketim talebini karşılamaktaydı. Bununla
beraber, Et, Balık, meyve, sebze ve tahıl ürünlerinin de İstanbul'a sevk edildiği
bilinmektedir. 14.yy. Osmanlı zamanında İznik'teki çömlekçilik geleneğinin Bithynia çömlekçilik geleneğine dayandığını söylemek mümkündür.
14.yy da İznik'te halkın günlük yaşamda kullandığı sırlı kaplar üretilmekteydi.
Kap - kacak
türünden olan bu tür toprak eşyaya "seramik", duvar kaplamalarına ise "çini" denilmektedir. 16.yy.
sonlarında
İznik yapımı seramik ve çinileri, artık ticari bir metaya dönüşüp, bu bölgenin ekonomisinde bir hayli önemli yer tutmaya başlamıştır. Bu dönemde
İznik çinileri yurt içi kadarından daha fazlasını yurt dışına göndermiş
ülke dışında da haklı bir isim yapmıştır. Bu gün Güney Avrupa'daki bir çok kilisenin duvarlarını süsleyen
İznik tabakları ile ,İngiltere de değerli metal parçalar parçalar eklenen İznik çini kaplarının varlığı bu dönemde bir çok yabancının
İznik seramikleri aldığının bir kanıtıdır.
Yüzyıla Girerken Osmanlı döneminin son 200 yılında İznik, durgun bir süreç yaşadı. Yöreden geçen transit yollar önemini kaybetmişti. Kırsal kesimdeki güvenlik sorunları ile ayan ve eşrafın köylünün mülkiyet
düzenini sarsması, yöredeki insanların iktisadi durumunu sarsmıştı. 19.yy.lın sonunda İznik için tek olumlu gelişme Sakarya vadisinden geçen tren yolu olmuştur. 1905 yılında düzenlenen Hüdavendigar Vilayeti Salnamesi’nde (yıllığında) İznik nahiyesine ilişkin bilgilerde bulunmaktadır.
1905yılında İznik’te yeni inşa olunmuş bir hükümet konağı, belediye
dairesi, bir şimendifer idare- hanesi, bir sıbyan mektebi (ilkokul), yüz dükkan, yedi han, altı fırın, beş kahvehane bir otel, bir hamam, 600 ev vardı. Kasabanın nüfusu 2.500 civarında idi. 1905 yılında İznik nahiye müdürü Şükrü Efendi idi. Naip Vekili
İbrahim Ethem Efendi, Mal ve Tahrirarat katibi Cemil Efendi, Vergi katibi Hüseyin Efendi idi. Nahiye Heyeti kapsamında Mahmut Bey, Ömer
Efendi, Istiryanos Efendi, Kanakin Efendi görev yapmaktaydılar. İznik’teki Evkaf ve Maarif komisyonu reisi Osman Nuri Efendi idi. Bu komisyonda Ömer
Efendi, Hüseyin Fevzi Efendi, Mehmet Efendi ve diğer Ömer Efendi üye idiler.
Nahiyede ayrıca Tapu Yoklama Kalemi, Posta Şubesi, Mekece Şimendifer Acentesi, Reji (tütün tekeli), Orman
Memurluğu, Belediye Katipliği ve Sandık Eminliği ve Zabıt Memurluğu bulunuyordu. Bu tarihte İznik, Yenişehir kazası içinde bir nahiye idi. Halk genellikle tarım ve ipek böcekçiliği ile uğraşmaktaydı. Yılda toplam 5.000.000 kıyye (okka, yani yaklaşık 6.000 ton) üzüm üretilmekte idi.
Zeytinyağı üretimi ise yaklaşık 100 ton idi. Ayrıca
12.ton armut, 50
ton kiraz üretiliyordu. İznik’te gürgen ve meşe olmak üzere 10.000 ağaç bulunuyordu. Bu tarihlerde İznik’in iktisadi ulaşımı Mekece demiryolu istasyonu üzerinden gerçekleştiriliyordu. İznik-Mekece arasında karayolu (şose) mevcuttu. İznik yöresinin ürün fazlasının satıldığı liman olan
Gemlikte 1904 yılında 11.009.289 kuruşluk mal satılırken, bunun iki katı değerinde 23.186. 616 kuruşluk dışalım yapılmıştı. Gemlik limanından satılan mallar zeytin, bulama ve
pekmez, ipek kozası, susam, tuzlu balık, zeytinyağı, ceviz, kestane, ceviz kütüğü gibi sanayi dışı doğal ürünlerdi. Oysa dışarıdan un, şeker, Amerikan bezi, ispirto, cam, nal çivisi, çimento, manifatura, buğday satın alınmaktaydı.
Zeytincilik, Cumhuriyet sonrası ülkemiz tarımının en önemli dallarından biri olmuştur. 1929 yılında Atatürk’ün Yalova
bölgesine yaptığı bir gezi sırasında
zeytinciliğe gereken önemin verilmesine yönelik direktifleri doğrultusunda,
ülkemizde bir zeytincilik seferberliği başlamıştır. Bu sayede zeytincilik konusunda çalışmalar yapmak üzere, 1937 yılında Bornova
Zeytincilik Araştırma Enstitüsü kurulmuştur. Ayrıca zeytin, bahçesine bakmayan ve bakım yaptırmayan üreticilere ceza
verilmesine neden olan bir kanun maddesine sahip tek bitkidir. Uzun yıllar süren bu faaliyetler sonucunda ülkemizde
zeytincilik büyük bir hızla gelişmiştir. Bu sayede yurt dışında eğitim görmüş uzmanlara, yeni, bakımlı, sağlıklı ve verimli
bahçeler ile sofralık zeytin ve zeytinyağı işleme tesislerine sahip olunmuştur.
İznik’te tarım 1950 yıllarda gelişmeğe başladı. Kuru tarım dediğimiz arpa, buğday,
yulaf, susam,mısır eskiden çok ekilirdi. Kavun, karpuz yetiştirilirdi, yemeğe kadarda Sebze yapılırdı. Ulaşım ve pazar sıkıntısı dışa açılmayı önleyen en önemli sorunlardı.
İznik Gölü’nün çevresindeki yollar o zamanlar yoktu. Güney yolu 1954’lerde açıldı, kuzey yolu 1957’lerde açıldı. 1967 Adapazarı depreminden sonraki Eylül veya Ekimde
İznik-Boyalıca-Orhangazi yolu asfalt oldu, daha sonraki senede diğer yollar asfalt oldu. 1950'lerin son yıllarına kadar taşıma ulaşım işi gölden yapılırdı.Şimdiki yıkık iskeleden, Kumbaşındaki motor iskelesinden önceleri küfelerle, sonra kapalı sandıklarla üzüm gönderilirdi. Çakırca iskelesi de önemli bir ulaşım
yeri idi. Buralardan yüklenen üzümler ve bazen de pek az meyve ve sebzeler Orhangazi’ye, oradan kamyonlarla Yalova motor iskelesine, oradan yine motorlarla İstanbul haline gönderlirdi. 50’li yılların sonlarında, yol asfalt olunca kamyonlarla Yalova’ya doğrudan taşıma başladı. 0 yıllarda müşküle üzümü ihracatı
da
oluyordu. İznikli üreticiler şirketler kurdular, Migros ve başka şirketler frigo’lu tırlarla üzüm ihracatını yıllarca yaptılar.
60'lı yılların başlarında bu sefer doğrudan kara yolu ile kamyonlar üzümü
İstanbul haline götürmeğe başladılar, halada bu sistem devam
etmektedir. İznik ovasında 50'li yıllardan sonra kuru tarım terk edildi. Sulama için su motorları devreye girdi. Emmeler açıldı, motorlar koşuldu, sulu tarıma geçildi. Böylece bağcılığın yanında sebze ve
meyvecilik başladı. Artık İznik ovası Boyalıca başta olmak üzere bölgede en erken domatesi piyasaya çıkaran yöre
oldu. 60’lı, 70’li, 80’li yıllar üzüm başta olmak üzere çok çeşitli ürün elde edilen yıllar oldu. Özellikle 80’li yıllarda son turfan domates ihracatı Hatay üzerinden Arap ülkelerine yapıldı. Bu gelişim ve değişimlerde motor-traktör ve diğer
makineli ziraat araçları ile sulama çok önemli faktör olmuştur.
Günümüzde ise
İş ve çalışma hayatı durumundan bakıldığında, ilçe
nüfusunun %90’ının tarımla uğraştığı ve geçimini
sağladığı görülür. Diğer bir ifadeyle, halkın temel
geçim kaynağı tarımdır. Aile işletmeciliği şeklinde
faaliyet gösterilmektedir. Şirketleşme ve
kooperatifleşme henüz oturmamış olduğundan pazar
sıkıntısı çekilmektedir. Geriye kalan nüfus,
ticaretle meşguldür. Halkın refah düzeyi, Türkiye
ortalamasının üzerinde olmasına rağmen ilçenin
ekonomisi sancılıdır. İlçe gelirinin büyük çoğunluğu ölü yatırımlara
yatırıldığından ilçe bu yüksek gelirden faydalanamamaktadır.
Genel olarak, tarımda
mekanizasyona ağırlık veren bir çiftçilik
yapılmaktadır. Tarımda kullanılmaya uygun toplam
arazi 23.000 Ha. olup, bunun 13.100 ha.sı
sulanabilir durumdadır.
|