|
|

|
|
LARİSSA iznikten BURSA iznik'e selam
|
|
Bu selamı alanlar da oldu, kafasını çevirenler de... Abdi İpekçi, Zülfü Livaneli gibi
yazar ve sanatçılar Ege'nin batı kıyılanna çok gitti geldi... Emekleri boşa gitmedi... Mayıs ayında İznik Belediye Başkanı Zeynel Abidin Turan da bir selam gönderdi Ege'nin batı kıyılarına... Çok geçmeden 30 Haziran 2000 tarihinde bir konuk çıktı geldi Iznik'e...
Larissa-Nikaia Belediye Başkanı Rizoz Komitas; yürekli bir adam... "Nikaia Belediyesi'nin temsilcisi olarak beldemizden size sıcak selamlar ve iyi dilekler getirdim. Sizi ülkemize ve yaşadığımız Nikaia'ya davet etmekten mutluluk duyuyorum... Bu içten duygulamızı kabul buyurursanız sonsuz derecede mutlu olacağız..."
Davete uyup 24-27 Ağustos tarihleri arasında İznik (Nikaia) Belediye Başkanı Zeynel Abidin Turan, meclis üyeleri,İznikli sanatçı ve gazetecilerle birlikte Ege'nin batı yakasına geziye çıktık.
25 Ağustos Cuma günü İpsala Gümrük Kapısı'ndan geçip bu topraklara ilk kez bastığımızda saat 01.30'du. Gecenin zifiri karanlığında ve
gök gürültüleri içinde yolumuzu aydınlatan iki ışık vardı. Şimşeklerin olağanüstü ışıltısı ve gelip geçen taşıtların farları...
Atatürk'ün doğum yeri Selanik'e vardığımızda tanyeri aydınlanmaktaydı. Ortalık
aydınlanırken gördüklerimiz karşısında şaştık kaldık!..
20 saati aşan yolculuğa karşın sanki yurdumuzdaydık!.. Çevremizdeki dağlar,
ovalar, ekili-dikili alanlar; aynı bizim
ülkemiz. Sanki bizim İznik Ovası'nı almış buraya koymuşlar!..
Avrupa ve Asya'nın birbirine çok yaklaştığı coğrafyada iki ulus var ki; yüzlerce yıl birlikte yaşamış, birlikte çalışmış, birlikte üretmiş...
Aralarında kanlı kavgalar olmuş; yakıma, yıkıma uğramış, toprağımdan kovulmuş ya da zorunlu göçe (mübadele) tabi tutulmuşlardır...
İki ulustan,Ege'nin batısındakiler,emperyalistlerin kışkırtması ile denizi aşıp Anadolu'yu yurt edinmiş
Türkleri,"kutsal topraklar" dan atmaya kalkışmışlardı.
İzmir'de, Balıkesir'de,
Bursa'da İznik'te kanlı olaylar yaşanmış,
bin yıllık dostluk yerini bir anda düşmanlığa
bırakmıştı. Ege'nin iki yakası birbirinden uzaklaşmış,
hem Anadolu hem de Balkanlar, kaybedilenlerin acıları ile uzun yıllar yanmıştı.
Savaşın,kan ve gözyaşı olduğunu iyi bilen Mustafa Kemal ve Eleftherios Venizolos,
Ege'nin iki yakasını birleştirebilecek "Dostluk Paktı"'
nı imzaladılar. Ama,
acılar bir türlü unutulmadı.. Bir gün batı kıyısından bir ses geldi; Dido
Sotiriyu'dan: "Benden selam söyle Anadolu'ya.." diyordu Manoli Aksiyotis'e ve devam ediyordu:
Bu çekilen acı bir kötü rüya olsaydı ah!..
Ve yan yana,omuz omuza verip yürüseydik tarlalara doğru yeniden!..
Saka kuşlarının türküsüyle şenlenen ormanlara doğu yürüyebilseydik!..
Ve her birimizin sevdiceği kendi kolunda,
Çiçeklerle bürünmüş kiraz bahçelerinden gülümseyerek çıkıp,
Yanyana eğlenmek üzere,şenlik meydanlarının yolunu tutabilseydik!..
(benden selam söyle Anadolu'ya; Dido Sotiriyu S.287) |
|
Güneşin sofrası dostların arası |
|
Aracımıza gelen, adam Dimitrios Katsikas olduğunu öğrendiğimiz tercümanımızın
"Günaydınlar!..Hoşgeldiniz!..sözleri ve güleç yüzü tüm yorgunluğumuzu unutturdu.
Kaynaşıp seviştiğimiz bu koca yürekli adamı sizlere anlatmalıyım. Dimitrios, Kapadokya'dan
buralara zorunlu olarak göç etmiş özbe öz bir
Anadolulu. Öyküsü tüm ekibimizi derinden etkiledi. Güzel Türkçesi yanında kültürümüzü de özümsemesi çok ilginçti. Her anlattığında yer verdiği özdeyişler ve fıkralar karşısında ağzımız açık kaldı. Hele Yunanistan'da bir Anadolulu olarak verdiği mücadeleyi öğrenince O'na olan saygı ve sevgimiz daha da arttı. 1924 Mübadelesi ile Yunanistan'a gelen bu göçmen ailesinin büyükleri ölene değin hep Türkçe
konuşmuşlar. Dimitrios da bu güzel Türkçeyi onlardan öğrenmiş. Üniversite
yıllarında ;"Anadolulu Rumlar" Derneği'ni kurma aşamasında çok büyük baskılarla
karşılaşmış;"Bana çok taşlar attılar,
kafamı gözümü yardılar. Bende atılan taşları topladım bir çeşme yaptım.
Şimdi herkes buradan
kana kana su içiyor!.. "Otelimiz, kentin merkezinde, büyük bir parkın yanı başındaydı. Arabamızdan iner inmez karşımıza
2.metre boyunda bir güzel insan çıktıki sormayın.
Nikaia Belediye Başkanı Rizoz Komitas, yanında da meclis üyeleri. Hepsi 40 yıllık dost gibi sıcak ve candan... Sarmaş dolaş olduk. Hoş beşten sonra Larissa Valiliği ziyaret
edildi. Sonra, ülkenin önde gelen
gazetelerinden Elafteriye ve Krikas ziyaret edildi. Basının geziye verdiği önemi ve ilgiyi görünce bir amatör olarak sonsuz derecede
sevindim. Çünkü iki halkı birbirine yaklaştıracak en önemli araçlardan birinin medya olduğuna inanırım...
Saat 13.00 civarında yemeğe oturduğumuzda önümüze
gelenler, belki inanmayacaksınız ama sanki bizim mutfağımızdan çıkmıştı!..
Çorba,etli pilav ve peynirden oluşan
mönümüzün yanında Larissa işi uzo ve şarap olmasa "dışarda"
olduğumuzu anlamayacaktık. |
|
İznik'e Özlem ve dostluk alkışı |
|
Larissa,düzenli bir kent.Cadde ve sokaklar pırıl pırıl.
Mağaza ve dükkanlar zevkle
döşenmiş. her evin balkonunda öbek öbek
çiçek. Kentin her yanı park ve çiçeklerle
süslenmiş.Trafik, yalnızca belli caddelerde işliyor.
Her mağaza ve dükkanın önünde zevkli oturma grupları.
İnsanlar, sanki tüm sorunlarını çözmüş;
rahat,güvenli ve sevecen... |
|
 |
 |
 |
|
İki belediye başkanı ve
meclis üyeleri toplu halde
|
İznik'lilerin bu gezisini haber
yapan Yunan gazeteleri |
Papazların Manastıra
çıkış fileleri |
|
|
Buluşma saatinde otelimizin bahçesine
döndüm. Larissa ile Nikaia arası 8 kilometre. 15-20 dakikalık bir yolculuktan sonra Nikaia Belediye Konağı'na vardık.
Bizi yüzlerce kişi karşıladı.
İznik Belediye Başkanı, kentimizden getirdiği armağanları sunarken en çok alkışı,
Abdulvahap Sırtlan'ndan çekilen l20x50 santimetre boyutlarındaki
İznik fotoğrafı aldı. Bu fotoğrafa gösterilen ilgi,
aynı zamanda bu yakaya olan özlemin de bir
ifadesiydi. Burada imzalanan "
Dostluk Bildirgesi
"
nde şu dilekler göze çarpıyordu:
İki kent temsilcileri karşılıklı ziyaretlerde bulunacak; yerel yönetimleri ilgilendiren konularda işbirliği yapacak, tarihi, mimari, folklor, dans, tiyatro sportif etkinliklere öncelik verecek; bilim adamlarının karşılıklı ziyaretlerine ortam hazırlanacak;
gençlerin eğitimi için burs olanakları aranacak, ekonomik ve turistik amaçlı yatırımlar araştırılacak ve bu dilekler iki kent meclisince de
onaylanacak.. Aynı gün
Nikaia Merkez Parkı'nın açılışı iki başkanın kurdeleyi birlikte kesmeleri ile yapıldı.
Saat
21.00' de başlayan yemeği süsleyen bir güzellik de yörenin en tanınmış sanatçısı olan Pandelis
Thalassonis'in konseriydi. Burçak Tarlası türküsünün Rumca versiyonu harikaydı... |
|
Gelecek, sevgi ve barışın |
|
Yemeğin ardından başkan, grubumuzu evine davet etti. Çok sade yapılmış,
çok sade
döşenmiş evinin bahçesinde dondurmalarımızı yerken başkanla özel sohbetimizden de sizlere söz etmeliyim.
Komitsas;"Anadolu'dan gelmiş bir göçmen ailesinin çocuğu olarak bu evde
doğdum. Onemli biri değilim ama bu girişimlerimizle önemli işler yaptığımıza
inanıyorum. İznik'e gelmekle kendimi ve siyasi
geleceğimi riske attığımı söyleyenler
oldu. Onları dinlemedim. İznik'ten gördüğüm ilgi ve sıcaklığı anlattığımda herkes şaşırıp kaldı.
Sizlerin buraya gelmesiyle ne kadar doğru kararlar içinde olduğumuzu tüm Larissa ve Nikaialılar gördüler.
Tarih boyunca sizlerle acı tatlı yemekler yedik. Acıları unutalım.
Gelecek sevgi ve
barışındır. Bizler bunu en acı tecrübelerle yaşayan iki
toplumuz. Daha fazla derse ihtiyacımız yok.
Yeter ki;sorunlarımızı halkın önünde ve gün ışığında tartışalım!.."
Ertesi gün, önemli turistik merkezlerden Büyük Meteora'ya hareket
ettik. Burası
Kapadokya benzeri bir yer. Tek farkı çok iyi korunmuş ve turizme sunulmuş olması.
Yalçın kayalıklar üzerine kurulmuş 1300 yıllık manastıra gösterilen ilgi çarpıcı.
Burada da beni, düzen-temizlik ve hizmet fazlasıyla etkiledi. Çok da iyi para kazanıyorlar.
Erkekler manastırındaki İznik İkonaları ve çinilerini hayranlıkla
seyrettim... |
|
Müziğimiz bir, oyunumuz bir
|
|
Aynı gün Nikaia Lisesi bahçesine diktiğimiz zeytin fidanları yalnızca iki kent
arasında değil iki ülke arasında da barış ve kardeşliğin simgesi olarak büyüyeceklerdi.
Akşam Nikaia
Merkez Parkı'nda onurumuza düzenlenen gece ise görülmeye değerdi.
Bu gecede
yaşananlar, Ege'nin iki yakasının birbirine ne kadar yakın olduğunu gösterdi.
Müziğimiz bir, oyunlarımız birdi. Yerel sanatçıların söyledikleri parçalar da hep Anadolu esintileri
taşıyordu. Alandan ayrıldığımızda alkışlar hala
dinmiyordu. Ayrılık günü olan 27 Ağustos Pazar günü bu kentteki son ziyaret yerimiz kentin
görkemli kilisesi idi. Pazar Ayini'nden sonra, yola çıkmadan önce yine bir ikram masası düzenlenmişti.
İlçenin güzel hanımları elleriyle hazırladıkları pasta ve börekleri
bizlere sunmak için yarış ediyorlardı...
Nikaia Belediye Başkanı burada, "Ege'nin iki yakasındaki bu iki komşu, sevgiyle yola çıktıklarında yolların ne kadar kısa ve kestirme olduğunu yaşayarak öğreneceklerdir.
Biz batı ülkeleriyle değil, sizlerle
birlikte olmak istiyoruz. Ortak çıkarlarımız da bunu
gerektiriyor. Kavgayla bir yere varamadık ama sevgiyle varırız.
Biz buna hazırız"
dedi. Nikaia'dan ayrılıp büyük Atatürk'ün evine vardığımızda Selanik ışıl ışıldı.
O'nun evini gezerken; Ege'nin iki yakasının dostluk ve kardeşlik köprüleriyle birleşeceğine inandık... |
|
|
|
Resim ve makale....Recep BOZKURT |
|
|
|
|
|