Davud-u Kayseri (Şerafettin Davut Bin Kayseri)
Osmanlı ilk devir bilim adamıdır. 1258 yılı doğumlu, Ulemayı Rasihin ve Meşahihi vaslından bir zat olup Kayserilidir. Kendisi Ulumu Zahirei Metaliyi müellifi Kadı Ermeviden ders almıştır. İlmi Batıniyi Şeyh Sadettin Kanyeviden ahzetmiştir. Tefsir ve Hadis ile Huruf ve Nahv gibi ilimleri Kayseri'de öğrendikten sonra Mısır’a tahsile gitmiştir. Orada fevkalade çalışarak arkadaşları arasında temayüz etmiş ve tasavvufta, Sadrettin Kavni’nin halifelerinde Kemalettin Kavni’den izin ve icazet alarak, memleketine dönüp ilim ve irfan neşrine başlamıştır. Mısır’da iken ders aldığı diğer hocalar ise, Şemseddin Molla Fenari Karamandır. Bu sıralarda (1331), Osmanlı Sultanı Orhan İznik’i zaptetmiş ve orayı devrin ilim ve din merkez getirmeyi kararlaştırmıştı. Bu gaye ile ilk medreseyi tesis etmiş ve zamanın, ilim ve mütefekkirlerin sayılan Davud-i Kayseri'yi medreseye müderris olarak tayin etmiştir. Davudu Kayseri'ye zamanın en yüksek ücreti sayılan, günde 30 akçalık maaş bağlamıştır. Davudu Kayseri dersler arasına Kelam dersini yani İslam felsefesini koymuş ve medreseyi en yüksek derece yükseltmiştir. Davudi Kayseri'nin çalışması ile medrese kısa zamanda Osmanlı Kültür Kurumları içerisinde birinci mevkii almıştır. Serefeddin Davut-i Kayserî (vefâtı 1350), on üç kadar eser yazdı. Şeyh-ül ekber Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin Fususü'l-Hikem adli meşhur eserini Matlau Husus-il-Kilem fî Meânii Fusus-il-Hikem adıyla şerh etti, yâni açıkladı. Sultan Orhan’ın daveti üzerine İznik’e yerleşen Davud-ı Kayseri, Türkiye’nin ilk medrese müderrislerindendir. Gömütü Çınarlı Camii karşısındaki Çınardibi denilen yerdedir. Türbesi yıkılmıştır. Yazarın çoğu İslam Hukuku ile ilgili 13 yazma kitabı vardır.
En mühim eserleri:
1.Şerhi Hadisi Erbain,
2.Şerhi Kasidei Saine-i Feraiz,
3.Meratibi Eltevhld,
4.Şerhi Arazi-i Endülüs,
5.Serhi Kaside-i Ammeriye dir.
Şeyh Kudbettin-i İzniki
Meşahih ve Ülemanın büyüklerinden olup resmi bilgileri Mevlana Hasan Paşadan tahsil eylemiştir. Şeyh Kubbettin Kara Hoca denen Aleattin Esvedin (Kara alinin) oğludur. Bursa'da metfun Molla Fenarinin ders arkadaşıdır. Şeyh Kudbettin-i İznik'te Hayrettin Paşa torunlarından Halil Paşa Camii bitişiğindeki türbede metfundur. İrtihali 821'dir. Türbesi Halil Paşanın Oğlu ve Beyazit II.nin vezirlerinden İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Türbe Nilüfer Hatun İmareti ile Yeşil Cami arasındadır. Hacı Bayram Veliden de ders aldığı söylenir. Kendisi İznik'te doğmuş ve İznik'te ölmüştür. İlim, zeka ve doğruluğu ile isim yapmıştır. Ulümi şeriyeyi iyi bilen muktedir bir müderristir. Aksak Timur’a söylediği şu sözü ile isim yapmıştır.
Aynı zamanda kuvvetli bir mutasavvıftır. İlmi sebebiyle hiç bir kimseden korkmamıştır. Yazarın çoğu tefsir ve tasavvufla ilgili kitapları vardır. Kitaplarından bazıları Ayasofya Kütüphanesi ve Bursa Yabek’ te vardır.Türkçe İlmihal kitabını ilk o yazmıştır. Eserleri matbu olmayıp, şunlardır;
1 —
Tefsir-i Kudbettin,
2 — El Akidül Alemin,
3 — Camii Mukaddeme,
4 — Rahmetül Kutüp (Ayasofya Kütüphanesinde)
Mehmet Muhiddin Bin Kudbettin İzniki
Şeyh Kudbettin-i İznik’inin oğludur. Molla Fenarinin en seçkin talebelerindendir. Tahsilini ikmal ettikten sonra tasavvufa intisap Eserleri mahduttur.
Eserleri:
1.
Şerh-i Aliyi Mevta, Elgybül Müsemma Bifeti
Mevtahül Gayip,
2. Şerh-i Avradı Zenniye, Elmüsimmi Betnuri El
Avrat,
3. Şerh-i Fususül Hakim,
4. Risale-i Haameliye,
5. Risaletül Amel ve El Hakemete,
6. Müteh-ı Cennet v.s.
7. Risaletül Marife,
8. Risale-i Fişerh Hadis,
9. Adem ve Musa,
10. Şerh-i Suphan.
Bu risaleleri Yahya Efendi Kütüphanesindedir. Bu kütüphanenin de Süleymaniye de olması muhtemeldir. Mezarı Edirne’de Zindan Altındaki Tatar Han Mezarlığındadır. Orada ki taşa göre vefatı 885'dir. Fakat İznik’te gömülü olması ihtimali daha kuvvetlidir. Zira Tahir Bey'e göre, babasının türbesinde bu zata ait bir sanduka vardır. Bunun oğlu olması çok muhtemeldir.
Sarı Saltuk
Veliliği yalnız İslam aleminde değil, Hıristiyanlıkça da tasvip edilmiş, Türk hakimiyetinin ulaştığı her yerde adına türbeler, makamlar ve tekkeler tesis edilmiş bir kahraman ve din adamıdır. Türkistan’da Hoca Ahmet Yesevi’nin müritlerindendir. Uzun müddet maddeten ve manen hocasının tekkesine hizmet ettikten sonra liyakat mertebesine erişmiş ve hocası tarafından bir mürşit olarak Rum diyarına gönderilmiştir. Hocası kendisine (Saltuk Mehmedim, seni Rum'a saldım. Var git, yedi krallık yerde nam ve şan sahibi ol) demiştir. Sarı Saltuk bundan sonra kendisine verilen, İslam dininin yayılması ve Türk hakimiyetinin gelişmesi vazifesini, temin için Anadolu'ya geçmiştir. Anadolu'ya geldiği zaman Anadolu beyleri büyük bir mücadele halinden idi. Durumu tetkik eden büyük Veli, Kayı Han aşiretinin beyi Osman Beyle tesridi mesai etmeyi gayelerine uygun görmüştür. Bundan sonra İslam dininin Veliliği ve mürşitliği vazifesi yanında bizzat Osmanlı ordusunun saflarına katılarak Türklüğün yayılmasında büyük rol oynamıştır. Osman Beyle daha ilk tanıştığı anda, onun büyük bir Türk imparatorluğu kurarak Rum diyarını İslam ışığı ile aydınlatacağını hissetmiş ve kendisine söylemiştir. Rum diyarına geçen Sarı Saltuk Osman Beyi Edirne ye davet ederek ona gayret kemeri kuşatmış ve yanındaki Türk bahadırları ile mağlup ettiği bir Rum tekfuruna "Osman Bey beyimizdir, sulhu onunla yap" demiştir. Büyük Türk camiasının, Osman Bey etrafında toplanması için büyük gayret sarf etmiştir. Sarı Saltuk büyük bir asker olmakla beraber aynı zamanda bir ayağı madde aleminde ve bir ayağı manevi Alemde olan büyük bir mutasavvuftur. Kendisi büyük bir Sofi olup, hak ve adaletin iyilik ve güzelliğin temsilciliğini yaparken bir taraftan da İslam dininin ve Türklüğün yayılması için kılıç sallayan, bu hareketleri ile ırkdaşlarına önderlik yapan bir kahramandır. Mukaddes gayesi uğruna İran, Hint, Kafkasya, Türkistan, Çin, Kırım, Kıpçak, Endülüs ve bilhassa Güney doğu Avrupa memleketlerinde gezmiş ve vazife görmüştür. Kafirlere karşı hiç bir karşılık beklemeden Müslümanlığı yaymayı vazife edinmiştir. Çünkü hocası ona öyle öğütlemiştir. Fakat ona en büyük vazifeyi, bir gün rüyasında Hazreti Peygamber vermiştir. Rüyada, "Seyit Saltuk, Edirne'yi fetih et ve Müslüman et. Ümmetim bu yeri elden koymasınlar" denmiştir. Söylentilere göre Edirne fetih edilerek Müslüman ediliyor ve Sarı Saltuk bu şehri adeta dergah ittihaz ederek, ömrünün son 40 senesini dönüp dolaşıp burada geçiriyor. Hazreti Peygamber bir hadisinde diyor. İşte Sarı Saltuk faaliyetlerinde bu prensipten ayrılmamıştır. Rum diyarında Hıristiyanların dilini, dinini, usul ve erkanlarını öğrenmiş ve hatta kiliselerine kadar girerek vaizde bulunmuştur. İznik’e gelerek, devrinin ilim ve din merkezi olan bu kasabada Ayasofya'yı ziyaret etmiş ve kilisede vaiz ederek bir çok kimseleri vaftiz etmiştir. Zamanın, ve din bakımından velilerinden olduğunu kabul eden İznikliler onu çok sevmiş ve bilahare adına bugünkü makamını yani Sarı Saltuk türbesini tesis etmişlerdir. Edirne’yi kendine mesken ittihaz ederek, Rum diyarına uzanan Sarı Saltuk, Hıristiyan aleminde de nam salmış ve Hıristiyan şehirlerinde adına makam ve türbeler tesis olunmuştur.Lehistan ve Dobruca da Rum kızlarına musallat olan ejderhaları öldürerek efsaneler yaratmış, yüz binlerce Hıristiyan'ı Müslüman yapmış,%51'i Müslüman olan Danzing şehrine yerleştirmiştir.
Sarı Saltuk ölmezden evvel kendisine yedi tabut hazırlanmasını vasiyet etmiş ve öldüğünde, yedi tabut talep eden yedi krallığa verilmiştir. Fakat bu yedi mezar zamanla, onu sevenler ve hayranları tarafından kırka çıkarılmıştır. Bugün 40 yerde adına yapılmış makam ve mezarı vardır. Sarı Saltuk 1453 yıllarında İstanbul'un Fethi ile meşgul olan genç Padişah Fatih Sultan Mehmet’e de manen önderlik etmiş ve İstanbul’un zaptında büyük rol oynamıştır. Fatih Sultan Mehmet İstanbulu kuşattığı zaman büyük heyecan ve sabırsızlık içerisinde çırpınıyor ve mütemadiyen teftişler yapıp divan topluyordu. Bir gece rüyasında Sarı sakallı ve yağız yüzlü Sarı Saltuk çıkarak, İstanbul’un anahtarlarını kendisine teslim eder. Fakat bu anahtarları Edirne'de saklayacaksın der. Genç padişah bu rüyasını hocası Akşemsettin’e müjdeler ve İstanbul'un fethini müteakip Sarı Saltuk’un dileğini yerine getirir. Fatihten sonra Sarı Saltuk Edirne beyi olarak Şehzade Cemin sevgilisi olmuştur. Cem buna 0 kadar ileri bir yakınlık ve sevgi duymuştur ki, adamlarından Ebu Hayr Rumiyi vazifelendirerek Sarı Saltuk’un peşine takmış, onun hakkındaki bütün malumatı toplatarak Saltukname isimli bir eser vücuda getirilmiştir. Bu sevgiyi ona aşılayan Sarı Saltuk’un ikametgah ittihaz ettiği Edirne muhitidir. Birbirini takip eden padişahlar ve ümera arasında Sarı Saltuk’un ismine ve veliliğine uygun bir türbe inşa edilmesi düşünülmüştü. Bu husus birçok kimseler tarafından tasarlanırken Sarı Saltuk Bayezidin rüyasına girerek türbesinin inşasını istedi. Beyazıt Sarı Saltuk ismine layık bir han, bir imaret, medrese, kervansaray ve bir türbe yaptırmıştır. Fakat bununla iktifa yayıp gezdiği ve dolaştığı Rum ve Osmanlı beldelerinde bir çok kimseler onun adına türbe ve makamlar tesis etmişlerdir. İznik'deki de bunlardan biridir. Mühim olan bir nokta da, yine bir çok kimselerin rüyasına giren Sarı Saltuk’un türbelerinin kubbelerini kagir istememesiydi. Netice olarak Sarı Saltuk Müslümanlık ve Türklüğün yayılmasında mühim rol oynamış bir veli, bir kahraman ve bir Evliya'dır.
Alftettin-i Ali Esvet
İznikli ünlü bir ilahiyatçıdır. Kara Hoca adı ile de anılır. Nişancı tarihinde ise Minera Kara Ali adı ile geçer. Murat Hüdavendigar Gazi devrinin meşhur bilginlerinden olup Afyonkarahisar'lıdır. Cemalettin Aksarlyeden çok istifade etmiştir. Molla Fenari de bir müddet bu zattan istifade etmiştir. 799/1397 yılında İznik'te yaşamını yitirmiştir. Gömütü İznik'te Eşrefzade Mahallesi'ndeki türbesindedir. Eserleri:
1.
Vekftye Şerhi. (İki cilt),
2. Şerhi Muganni. (Usulü Fıkıhtan),
3. Rumuzul Esrar. (Sultan Murat adına yazılmıştır).
4. Günnuz El Esrar.
Molla Fenarî
İznik Medresesinin yetiştirdiği en ünlü âlimlerden
biri ve Osmanlıların ilk Şeyhülislâmı Molla Fenarî'dir.
Halil Paşa (Çandarlı)
Bursalı ünlü Devlet adamı. Bu ailenin kurucusu ve dedesi olan Halil Hayrettin’den ayırmak için 2.Halil olarak anılır. 1359 yılında doğan paşa, İbrahim Paşa’nın oğludur. Kazasker ve Vezir olmuştur. 857/1453 yılında Yedikule’ de Fatih tarafından idam edilmiştir. İznik’te türbesinde gömülüdür. İznik’te imaret, mescit, Bursa’da imaret, Edirne’de kervansaray, han, saray, Çandarlı Körfezinde Kale yaptırmıştır.
Hayrettin Paşa (Çandarlı)
İznikli devlet adamı. Nallıhan’ın Cendere köyünde doğan Hayrettin Paşa ile bu nedenle Cenderli ya da Çandarlı olarak ün yapmıştır. Kara Halil olarak da anılır. Kadiri şeyhi Mudurnu’lu Fahrettin’in mürididir. Öğrenimini tamamladıktan sonra Bilecik ve İznik kadılığı görevlerinde bulunmuştur. Daha sonra Osmanlı Vezirliği yapan Hayrettin Paşa, Türk ordunsun düzenlenmesinde önemli görevlerde bulunmuştur. Sonra ilk olarak düzenlenen Kazaskerlik görevine getirildi. Molla Rüstem ile birlikte ilk olarak Osmanlı Maliye Sistemin kurdu. Vezirlik dönemlerinde ordu komutanı olarak önemli görevlerde bulundu. Çeşitli başarılar elde etti. Serez’de 789/1387 yılında yaşamını yitirdi. Gömütü İznik’e getirilerek türbesine gömülmüştür. Aşıkpaşaoğlu’ na göre Paşa, Bursa’da imaret, Gelibolu’ da Eski Cami’yi, İznik’te Yeşil Cami, türbe ve imaret yaptırmıştır.
Mehmet Efendi
İznikli ilahiyatçı. Aslen Midillili’dir. Öğrenimini
görüp Reisül Küttablığa kadar yükselmiştir. 1065/1654
yılında İznik’te Beşir Ağa tarafından öldürülmüştür.
Mevkufat ve Tercümei Mülteka adlı kitapları basılmıştır.
Ömer Efendi
İznikli hekim ve tıp araştırmacısı. İznik’te doğmuştur. Babasının adı Sinan olup, Derviş A’ni Ömer İznik’i olarak anılmıştır. 18.yüzyılın ilk yarısında öldüğü sanılmaktadır. Ömer Şifai’nin arkadaşı idi. Batı dilleri de bilirdi.
Mahmut Çelebi
İznikli devlet adamı.
Çandarlı Büyük İbrahim Paşa’nın oğludur. İznik'te
Mevleviliğin gelişip yayılmasında mühim rol oynamıştır.
Annesi İshak Şah Hatun’dur. 1442 yılında Varna savaşında
esir oldu. Kardeşi Halil Paşa fidyeyi ödeyerek onu
kurtardı. Bolu Sancakbeyi idi. 847/1443 yılında İznik’te
yaşamını yitirdi. İznik’te yaptırdığı caminin yanında
gömüldüğü savunulur. Çelebi Sultan Mehmet’in kızı Hafsa
Hatun ile evlendiği için Damat ünvanı ile de anılır.
Mahmut Çelebi İznik’te bir cami, imaret yaptırmıştır.
Camisi sağlam durumdadır. Mezarı da caminin
bahçesindedir.
Afyon Sultan
Söylenile göre Osmanlı Beyi, Orhan Beyin torunlarındandır. 14.yüzyılda İznik'te yaşamış ve tababet ilmi ile uğraşmıştır. Bu devirlerde gerek kültür ve bakımdan merkez ittihaz edilen İznik, Bağdat Yolu üzerinde bulunup transit merkezi bulunması sebebiyle bir çok hastalıklar görülmüştür. İşte Afyon Sultan,o devrin tabiplerindendir. Toplattırdığı otlardan çeşitli ilaçlar yapmış ve bu en çok kullandığı madde de afyon olduğu için kentte Afyon Sultan lakabı takılmıştır.
Abdülvahab Sancaktari
713-740 yılları arasında İslam orduları Anadolu'ya geçip İslamiyet'i yayarken ordunun başında cesur bir sancaktar bulunmakta idi. Kendisi gayet iyi ata binen ve mahirine kılıç kullanan yakışıklı bir gençti. Üsküdar'a kadar gelen İslam orduları birkaç kere İznik’i kuşatmışlardı. Kuşatma sırasında Genç Sancaktar Abdulvahap büyük yararlıklar göstermiş ve bu arada gönlünü genç bir Rum kızına kaptırmıştır. İznik surlarının (Hotoz) namı diğer(Kızlar Burcu) denilen burç Rum kızları tarafından müdafaa edilmekte idi. Sancaktari, Kızlar Burcunu müdafaa eden sevgilisi Rum kızı ile uzun müddet sevişti. Her defasında Rum sevgilisi kendisine, kaleyi alırsan beni de alırsın, diye bağırmıştır. Kale alınmış, Fakat Abdulvahap Sancaktari sevgilisini alamadı. Çünkü, sevgilisine kavuşmadan bir düşman oku ile yaralanmış ve bilahare da hücum eden tekfurlar tarafından başı uçurulmuştur. Buna rağmen kılıç sallamaya devam eden Sancaktari'ye bir arkadaşının, "Bire Abdullah başını unuttun" demesi üzerine, geri dönen Sancaktari başını koltuğuna alarak yedi adımda bugün yattığı tepeye çıkmış ve kendini defnetmiştir. Türkler İznik'i zaptedince, din uğruna şehit olan Abdulvahap hazretleri için bir mezar inşa etmişlerdir. Mezarının bulunduğu tepe, İznik’e ve Mavi Göle hakim bir vaziyettedir. Mezarı ziyaretçileri tarafından bayraklar ve renkli bezlerle süslenmektedir.
Alaeddin Mısri
Müslüman Türkler Garbi Anadolu'yu ve Rumeli Yakasını ele geçirince buraları Türkleştirmeyi, İslam ve Türk an’a nelerini yaymayı kendilerine prensip ittihaz etmişlerdir. Bu sebeple Orhan Gazi İznik’i devrin ilim ve din merkezi haline getirerek sekiz tane medrese tesis etmiştir. Bu medreselerden en ehemmiyetlisi ve ilki Orhan Gazinin oğlu Süleyman Paşa’nın kendi adına tesis ettiği medresedir. Bu medresenin ilk hoca arından biri Alaettin’i Mısri'dir. Alaettin’i Mısri’nin tesis ettiği tedris neticesinde bu medreseden bir çok ilim adamları yetişmiştir. Bu medreseler aynı zamanda ilk öğretmen okulları ile yüksek öğretim okullarının temeli olmuştur. İznik'te Alaettin’i Mısri
adına tesis edilmiş bir türbe ve bir sokağı vardır.
Huysuzlar Dedesi
Huysuzlar Dedesi adı ile maruf
bu şahıs hakkında, gerek vesika olarak, gerekse tarih olarak bilgi
bulunamamıştır. İlmi cephesi de belli değildir. Eski Türk camialarında nasıl
uma tabiri ile anılan tanrılaştırılırmış, mücerret insanlar varsa, Huysuz
Dede de bunlardan biridir. Dün ve bugün umumiyetle huysuz çocukların
uslanması ve terbiyesi için götürülen bir yerdir. Çocuklar beye bırakılır ve
sonra elbiseleri orada bırakılarak çırılçıplak geri alınır.
İznikli Divan Şairleri
İznik doğumlu şairler, divan edebiyatının büyük adları kadar önemli
olmasalar da, çoğu Osmanlı’nın kuruluş ve yükselme dönemlerinde yaşayıp ürün
vermekle büyük ustaların önünü açmışlardır. Her birinin yaşamları ve
eserleri üzerine yapılacak yeni araştırmalar, şiir kültürümüze İznik’ten
yapılmış katkıyı açığa çıkartacaktır. Son birkaç yıldır aruzla yazılmış
şiirleri günümüz diliyle hece veznine taşınırken, İznik doğumlu Bekayi ve Celali’de
rastlanılan ustalık, kültürümüzün şiir dalında ilçenin kapsamlı şekilde
ele alınması gerektiği göstermektedir. Öyle anlaşılıyor ki, divan şiiri,
İznik’in mazideki yeriyle orantılı olarak burada da kendini
göstermiştir.
Ali Çelebi
İznikli sofist yazar.
Şeyh Edebali’nin neslindendir. İznik’te doğmuştur. Babasının adı Hüsrev’dir.
Fazıl Ali lakabıyla anılmıştır. Sultan Ahmet’e bu kişinin kulaç kuşattığı
yazılıdır. 1018/1609 yılında İstanbul’da yaşamını yitirmiştir. Müellef-i
Cedid ünvanını alan yazarın ahlak ve İslam hukukuna ait olmak üzer 28 kitap
ve makalesi vardır.
Abdurrahim Tırsi
İznikli divan şairi ve bir şeyhtir. İznik yakınlarında Tirse köyünde doğmuştur. Bayazid Fakıh'ın oğludur. İznik'teki Eşrefzade Tekkesine 1469 yılında şeyh olmuştur. 926/1519 yılında İznik'te yaşamını yitirmiştir. Gömütü İznik'te şeyhinin yanındadır. 40 yıllık şeyhliği sırasında bir çok kitap yazdığı sanılan şairin sadece Divan'ı bilinmektedir. Devrinin ünlü şairi Eşrefoğlu tarafından yetiştirilmiştir.
Bekayi
İznikli divan şairi.
İznik'te doğmuştur. Cimri çingene adıyla tanınan bir delinin oğlu olduğu
söylenir. Asıl adı Macuncuzade Abdülbaki'dir. Hocazade Kurt
efendinin asistanlığını yapan şair, öğrenimini tamamladıktan sonra
Manisa'da müderrislik yaptı. Sultan Murat zamanında Selanik ve Galata
kadılığı görevlerinde bulundu. Şair 1004/1595 yılında yaşamını
yitirmiştir. Şiirleri ve “Gül-ü Bülbül” mesnevisiyle tanınır.
Celali
İznikli divan şairi. Asıl adı Mevlana Abdulcelil’dir. Hamidizade sanıyla tanınır. Sehi bey ile Latifi şairin İznik'te doğduğunu yazarken diğer yazarlar Bursa'da doğduğunu yazmaktadır. Latifi, şairin öğrenimini yarıda bırakıp yarı deli bir şekilde dolaşmaya başladığını yazar. Kepçecioğlu'na göre I.Selim devrinde ölmüştür. Değişik eserleri ve Farsça'dan çevirisi mevcuttur. Divanı vardır.
Derüni
İznikli divan şairi. İznik'te doğan şair, Gençlik yıllarında terzilik yapmıştır. Daha sonra öğrenim gören şair Leysizade'nin asistanı olmuştur. Şair 950/1543 yılında yaşamını yitirmiştir. Yavuz Sultan Selim’in savaşlarını anlatan bir mesnevisi vardır.
Eşref-i Sani
İznik divan şairi ve sofist. Şeyh Lütfullah Efendizade olarak tanınmıştır. Asıl adı Mahmut’tur. 1658 yılında İznik’te Eşrefiye şeyhi olmuştur. Eşrefzade olan şaire Eşref-i Sani’de denilmiştir. 1109/1697 yılında İznik’te yaşamını yitirmiştir. Gömütü Abdurrahim Tırsi’nin türbesinin yanındadır. Birçok şiirinden oluşan Divan’ ı vardır.
Halili
İznikli divan şairi. Diyarbakır'da doğan şair, Fatih döneminde İznik'e yerleşmiştir. Diyarbakır'da iken bir güzele aşık olup yazığı Fıkratname'si çok ünlüdür. Daha sonra tasavvufa yönelmiştir. İznik'e gelip bilgisini geliştiren şair burada yaptığı tekkede yıllarca ayin düzenlemiştir. 890/1485 yılında yaşamını yitirmiştir. Şiirlerinde Nesim'in etkisi görülen Halili, daha çok tasavvuf ve aşk konularında şiirler yazmıştır. Şeyhi Ahmet Paşa, Necati gibi şairlerle Türk divan şiirinin öncüleri arasında sayılır. Şiirlerinden oluşan bir divanı vardır.
Hamdi Pir
İznikli divan şairi. İznik'te doğmuştur. Künyesi Hamdullah bin Seyyid'e ve Şerif bin Eşrefzade'dir. Eşrefzade'nin torunudur. Eşrefiye tarikatının şeyhidir. 1012/1603 yılında yaşamını yitirmiştir. Menakıpname'de ölüm tarihi 1014 olan Hamdi, Hamd-i Sani olarak anıldığına bakılırsa başka birisidir. Dedelerinin yanına gömülmüştür. Bir de Ali efendinin oğlu olan bir başka Eşrefzade Hamdi vardır. Bu kişi babasından hilafeti olarak şeyh olmuştur. 1145/1658 yılında ölmüştür. Büyükbabası Hamdi efendinin yanına gömülmüştür. Bu kişinin çocukları Pazarköy/ Orhangazi'de tekke kurup oraya yerleşmişlerdir. Şiirlerini Hamdi mahlası ile yazan şairin birde divanı vardır.
Hasip
İznikli divan şairi. Asıl adı Mehmet'tir. İstanbul'da doğan şair, Seyyid Mehmet Dede olarak anılmaktaydı. Nesip Yusuf Dede tarafından yetiştirilen şair, daha sonra İznik'teki Mevlevi Tekkesinin şeyhi oldu. Şeyhi Beliğ ve Salim'e göre 1121/1709 yılında, Esrar Dede'ye göre ise 1044/1634 yılında İznik'te yaşamını yitirmiştir. Gömütü İznik'tedir. Birkaç Hasip olduğu için biyografi yazarları karıştırmıştır. Şeyhinin 1044/1634 yılında öldüğünü yazdığı Ahizade Seyyid Mehmet de bu kişi olması muhtemeldir. Hasibi mahlasını kullanan bu kişinin babası Şeyhülislam Hüseyin Efendi'dir.
Hayali
İznikli divan şairi. İznik'te 1426 yılında doğmuştur. Asıl adı Ahmet'tir. Lakabı Şemsettin'dir. Yazıları çok inceleyip nazik yazdığı için Hayali ünvanı verilmiştir. Molla hayali olarak da tanınır. Kadı ola Babasının adı Musa'dır. Abdurrahim Merzifoni aracılığı ile Zeyniye tarikatına girmiştir. Hızır Çelebi ile Kahire'de Şemsettin el Lakalı'dan ders almıştır. İznik Medresesi Müderrisliği yapmıştır. Şair 33 yaşında iken 875/1470 yılında Bursa'da yaşamını yitirmiştir. Zeyniler'de ayrı bir mezarda gömülüdür. Üzeri tel bir örgü ile kaplıdır. Yazılarını Uludağ'da yazdığı bilinmektedir. Başarılı bir akaid şerhi yazdı. Fatih dönemi şairlerindendir.
Hilmi
İznikli yazar ve divan şairi. Asıl ad Abdullah Mehmet’tir. İznik’te doğmuştur. Babasının adı Abdullah’tır. Atai, babasının adını Mustafa olarak yazmıştır. Vahyizade olarak da tanınır. Babası, Bursa Manastır Medresesi Müderrisi idi. İlk öğrenimini İznik’te tamamladıktan sonra İstanbul’da öğrenimine devam etmiştir. Molla Ahmet Efendinin asistanı oldu. Daha sonra Müderrislik ve Kadılık görevlerinde bulunan şair, son olarak Medine Kadılığı yaptı. Pek çok eseri ve şiirleri vardır. 1018/1609 Yılında İstanbul’da yaşamını yitirmiştir. 1596 veya 1604 yılında öldüğü konusunda da bilgiler vardır. Gömütü Atik Valide Sultan Camii önündedir.
Hümami
İznikli divan şairi. İznik’te doğdu. Asıl adı Halil Paşa’dır. II.Murad dönemi şairlerindendir. Ünlü Bursa’lı şairlerden Şeyhi ile Ahmedi’nin çağdaşıdır. Siname’yi Türkçe’ ye çevirdi. Şair Selman’ın kasidelerine nazireler yapmıştır. Latifi Lami’nin Hüsnü Sil’i dışında böyle güzel nazire yapan bir şairin bulunmadığını belirtir. Hammere göre 30 manzum mektup yazmıştır.
Hüseyin İznik’i
İznikli sofist yazar. İznik’te doğmuştur. Asıl adı Musa, baba adı Hacı Hüseyin İzniki’dir. İyi bir eğitim gördükten sonra kendini dinsel bilimlere adayan yazar, 832/1432 yılında memleketi olan İznik’te yaşamını yitirmiştir. Gömütü eski Rum mahallesindeki türbesindedir.
Kara Davud Efendi
İznikli ünlü ilahiyatçı, İznik’te doğmuştur. Babasının adı Kemal’dir. Molla Lütfi ve Davud Efendi’ den öğrenim görmüştür. Bursa’da uzun yıllar öğrenci yetiştirmiştir. 1533 yılında Bursa’da ikinci kez kadı olmuştur. Gömütü Sayniler civarında yaptırdığı bir caminin yanındadır. Yazarın Şerhi Delalil Hayrat adında birde kitabı bulunmaktadır.
Karaoğlan
Osman Gazi’nin komutanlarındandır. Hakkında fazlaca bilgi bulunmayan bu kişi İznik’te bir zaviye, bir imaret ve bir hamam yaptırmıştır. Karaoğlan’ın vakıf köyleri ise Katırdüzü, Çakallar, Bacı, Eğri Çayı, Kastamonu. Ayrıca İznik’te bir ev, karagöz bahçesi, nar bahçesi de vakfedilmiş. İznik’te bulunan Karaoğlan mescidinin ise gerçekte Uzbeyi Subaşı tarafından yaptırıldığı savunulur.
Kurbi /Kursi
İznikli Divan şairi. Asıl adı Emirşah’tır. İznik’te doğdu. Kemal Paşazade’nin ilk önce öğrencisi sonra asistanı oldu. Daha sonra mutasavvıflık yaptı. 954/1548 yılında yaşamını yitirmiştir. Sahi Bey şairin hoş tabiatlı bir kişi olarak nitelendirirken Latifi ise son derece ayyaş, işretsever bir kişi olarak nitelendirir.
Kutbi Paşa Çelebi
İznikli divan şairi. İznik’te doğmuştur. Asıl adı Kubbettin Ahmet Çelebi’dir. Musa Efendi’nin oğludur. Seyyid olan şair, tasavvufa yönelmiştir. Peygamberin soyundan olup tasavvufa düşkündür. 14. yüzyılda yaşayan şair Kutbi Paşa Çelebi olarak ünlenmiştir. Kepçecioğlu, II.Beyazıt döneminde nişancı olduğunu yazar. Güzel gazeller bulunan şairin Hevesname isimli bir de mesnevisi vardır
Kudbeddinzade Mehmet
İznikli sofist yazar ve divan şairi. İznik’te doğmuştur. Asıl adı Muhammed Muhyiddin’dir. İznikli Kudbeddin’in oğludur. Molla Fenari’den ders görmüştür. Öğrenimini tamamladıktan sonra kadılık ve Orhan Gazi Medresesi Müderrisliği yaptı. İznik’te kadılık ve Müftülük yaptı. 885/1480 yılında Bursa’da yaşamını yitirmiştir. Gömütü, İznik’te babasının yanındadır. Edirne’de öldüğü ve Tatarlar Hanı’nda gömüldüğü de söylenir. Yazarın 20 civarında kitabı vardır.
Muhiddin Mehmet Efendi
İznikli sofist yazar. Karabengi lakaplı olan yazar, İznik’te doğmuştur. Öğrenimini İznik’te tamamladıktan sonra müderrisliğe başlamıştır. İznik’te Orhan Medresesi müderrisliği görevini sürdürürken 942/1535 yılında yaşamını yitirmiştir. Gömütü İznik’tedir. Tasavvuf bilimi dışında pozitif bilimlerle de bilgisi bulunan yazarın 23 makalesi vardır.
Musa Efendi
İznikli yazar. Hacı Hüseyin Efendi’nin oğludur. İznik’te doğdu. Medrese öğrenimini gördükten sonra müderrislik yaptı. İznik’te 833/1429 yılında yaşamını yitirmiştir. Gömütü İznik’te eski Rum Mahallesindedir. Bir çok kitabı vardır. Bunlardan altısını kendi yazmış, diğerlerini ise çevirmiştir.
Nikabi
İznikli divan şairi. Asıl adı Mehmet’tir. Sehi Bey, şairin adının Muhiddin olduğunu yazmaktadır. Peygamberin soyundan gelen bir aileden olan şair, öğrenimini tamamladıktan sonra Muhiddin Fenari’den yetişti. Daha sonra Keşan ilçesine kadı olarak atanan şair yolda eşkiyalar tarafından 1540 yılında öldürülmüştür. Şiirleri atasözü niteliği taşımaktadır.
Sadri
İznikli divan şairi. Asıl adı Haydar’dır. İznik’te doğmuştur. Molla oğlu olduğu için Mollazade diye tanınmaktadır. Şeyh Kubbeddin’in torunudur. Öğrenimini tamamlayıp kadılığa başlayan şair, Şehzade Korkut’ un hocalığını da yapmıştır. Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul’da yaşamını yitirmiştir. Gömütü Edirnekapı’daki Emir buhari Tekkesi yanındadır. Kaynaklarca tekniği güzel olduğu belirtilen şairin, Hüsrevü Şirin tarzında çok sayıda mesnevisi vardır. Ayrıca şiirlerinin yer aldığı Divan’ı vardır.
Selami
İznikli divan şairi. Şeyh Selami olarak ünlenmiştir. Asıl adı Mustafa’dır. Molla Arap’ın oğludur. Bayramiye tarikatına girmiştir. Beyni Şeyhi Burhanettin ile Bahaeddinzade’den yetişmiştir. İstanbul’ a gelip Selimiye’de şeyh olmuştur. Fatih ve Süleymaniye camileri kürsüsü şeyhi de olmuştur. 993/1535 yılında ölmüştür. Edirnekapı Buhari Türbesi yanlarında gömülmüştür.
Sır Ali Sultan
İznikli divan şairi. İznik’te doğdu. Şeyh Eşrefzade Pir Mehmet'in oğludur. Babasının yerine Eşrefi Şeyhi oldu. IV.Murat İznik’e geldiğinde şair ile görüşmüştür. 1046/1636 yılında İznik’te öldü. Babasının türbesine gömüldü.
Sırrı
İznikli divan şairi. Asıl adı Abdülkadir’dir. Şeyh Abdullah Efendi’nin oğludur. İznik’te Eşrefzade Tekkesi şeyhidir. 1180/1766 yılında yaşamını yitirmiştir. Kepecioğlu ve Vasaf’ a göre 1762 yılında ölmüştür.
Sun’i
İznikli divan şairi. İznik’te doğmuştur. Sun’i Çelebi olarak da anılır. Sultan Beyazıt devrinde yaşamış olup, şairin şiirleri az ve atasözü niteliğindedir. Necati Bey’in çağdaşıdır. Yaşamı hakkında fazla bilgi yoktur.
Vahyi
Yuvuz Selim dönemin sonlarında ölmüştür. Kadı şairlerden olur. Güzel şiirleri vardır.
Vezni
İznikli divan şairi. Kaynaklarda afyona düşkünlüğün dışında yaşamı ile ilgili ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Şiirlerinin garip, manalı ve güzel oluşu vurgulanmaktadır.