|
|

|
|
<Anlık Deprem bilgileri için Tıklayınız> |
|
Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya
çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri
ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir.
Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını
bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm
yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde
yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır. Depremin
nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne
şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini,
kayıtların değerlen dirilmesini ve deprem ile ilgili diğer
konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir. Dünyanın
oluşumundan beri, sismik yönden aktif bulunan bölgelerde
depremlerin ardışıklı olarak oluştuğu ve sonucundan da
milyonlarca insanın ve barınakların yok olduğu
bilinmektedir. Bilindiği gibi yurdumuz dünyanın en etkin
deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır.
Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi,
gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal
kaybına uğrayacağımız bir gerçektir. Deprem Bölgeleri
Haritası'na göre, yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri
içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi
altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin
%98'i ve barajlarımızın %93'ünün deprem bölgesinde bulunduğu
bilinmektedir. Son 58yıl içerisinde depremlerden, 58.202
vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 122.096 kişi yaralanmış ve
yaklaşık olarak 411.465 bina yıkılmış veya ağır hasar
görmüştür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden her yıl
ortalama 1.003 vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina
yıkılmaktadır. Bu gerçeği unutmadan artık depremle yaşamayı
öğrenmek zorundayız.
İlçemiz İznik kuzey Anadolu fayının,Geyve segmenti(Geyve-Mekece-İznik) içinde bulunmaktadır. |
|
 |
|
Türkiye’de 1965 yılından sonra depremlerin sayılarında
göreceli olarak bir artış olmuştur. Bu artış,
1970-1984 yılları arasında maksimum değerlere
erişmiştir. Deprem (Ms³4.0) sayısındaki bu artışlar, kayıt aletlerindeki artışlarla
paralellik gösterdiğini de belirtmek gerekir. 1984 yılından sonra yıllık deprem
sayılarında göreceli olarak bir azalma eğilimi görülmektedir. Günümüzde,
tüm Türkiye’de sakin bir dönem gözlenmektedir.
Kuzey Anadolu Fayında son yüzyıl içerisinde meydana gelmiş depremlere (Ms³5.5) bakarak, 1880-1920 yılları arasında depremler öncesi evre, 1920-1960 dönemi ana deprem serisi ve 1960, Günümüz arası ise deprem sonrası suskunluk evresi olmak üzere üç evrenin olduğu belirtilebilir. Son evrede, yani günümüzde Kuzey Anadolu fayında sakin bir dönem açıkca
görülmektedir. Bu yüzden Kuzey Anadolu fayının orta kesiminde en azından önümüzdeki yüzyıl içerisinde deprem riskinin oldukça az olduğu sonucu çıkarabilir. 1900 yılından günümüze doğru sismik etkinliğin, Helenik - Kıbrıs
yayından Ege graben sisteminin kuzeyine doğru kayması açık bir şekilde görülmektedir. Bu bölgede 1900-1920 yılları arasındaki evrede sismik etkinlikte kısmi bir artış, 1920-1960 yılları arasındaki evrede sismik etkinlikte önemli bir artış ve 1960-Günümüz arasında ise sismik etkinlikte kısmi bir azalma görülmektedir. Diğer taraftan Kuzey Anadolu fayının tersine 1900-1960 yılları arasındaki evrede Doğu Anadolu fayında her hangi bir sismik etkinlik görülmemektedir. 1960-Günümüz arasın da fay üzerindeki sismik etkinlikte önemli oranda bir aktivite artışı görülmektedir. Bu evre, muhtemelen Doğu
Anadolu Fayında önümüzdeki yüzyıl içerisinde meydana gelmesi düşünülen olası bir deprem serisinin deprem hazırlık evresini temsil etmektedir.
Bu nedenle Doğu Anadolu Fayı deprem riski açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. Kuzey Anadolu fay zonundaki depremler önce fayın orta kısımlarında oluşmakta ve daha sonra batı ve doğu uçlarında yoğunlaşmaktadır. Fayın farklı kesimleri,
paleosismolojik olarak farklı davranışlar göstermektedir. Bu farklı davranışlar, Kuzey Anadolu fayında dört büyük ana sismik segment ile birkaç kısa uzunluklara sahip küçük segmentlerin varlığına işaret
etmektedir. Tarih ve tarihsel-öncesi kayıtlar, ana segmentlerdeki depremlerin 200-250 yıl, daha kısa uzunluklardaki segmentlerdeki depremlerin 50-100 yıl gibi kısa zaman aralıkları ile tekrarlandıklarını ortaya
koymuştur. Ana segmentlerde daha düşük kayma hızlarına sahip olan komşu ana fay segmentleri arasında zaman olarak bir birlerine yakın depremler meydana gelmiştir. Kuzey Anadolu fayının Erzincan, Ladik-Tosya ve Gerede segmentleri “ Değişmez kayma modeli
(Uniform slip model) “ göstermektedir. Diğer yandan Varto, Yenice-Gönen ve Geyve gibi 100 km’den daha kısa
uzunluktaki segmentler de “ Karakteristik deprem modeli (Characteristic earthquake
model) sunmaktadırlar. Tarihsel kayıtlar, Doğu Anadolu fayının bir önceki
yüzyılda (1800-1900) olduğu gibi son yüzyıl (1900-1995) içerisinde de oldukça
sakin olduğunu göstermektedir. |
|
Dolayısıyla, bu fayda, önümüzdeki yüzyıl içerisinde
Kuzey Anadolu Fayına benzer bir deprem serisine yol
açması oldukça muhtemel görülen en azından 200
yıldır bir enerji birikimi olmaktadır. Ege Graben
Sistemi içerisinde 1900-1995 yılları arasında
oluşmuş yıkıcı ve yüzey kırığı meydana getirmiş
depremlerin birbirine yakın segmentlerde oluştukları görünmektedir. Bu yakın segmentlerde
oluşan depremler zaman olarak birbirlerine
oldukça yakındır. Bu bölgedeki depremler, genellikle birer çift şeklinde oluşmaktadır. Bölgenin birbirlerine bağlantılı birçok graben ve horstlardan meydana gelmesi nedeniyle, bir segmentde oluşan deprem diğer yakın segmentde tetikleme rolü oynamaktadır. Ege bölgesin
de oluşmuş depremler
(Ms ³ 5.5) deprem yinelenme aralıklarındaki faklılık, bazen bağımsız bir deprem tarafından bir alt segmentin kırılması, bir segmentteki depremin diğer komşu segmentlerden birinde bir kaymayı tetiklemesi ve daha sonraki izleyen zamanda bağımsız olarak bir deprem meydana gelmesi veya segmentlerin bağımsız fakat farklı segmentler de depremlerin birbilerine yakın zamanlarda oluşması gibi normal faylar ile ilgili
segmentasyon modellerinin hepsini göstermektedir.
Helenik-Kıbrıs yayında son yüzyıl (1900-1995) içerisinde oluşmuş depremler, Plini ve Strabo hendekleri boyunca ve bunların Finike’ye doğru olan uzanımlarında meydana gelirken, yayın Antalya Körfezi ile
İskenderun Körfezi arasında kalan kısmında herhangi büyük bir deprem oluşmamıştır. Diğer yandan Doğu Anadolu sıkışma bölgesindeki oluşmuş hasar yapıcı ve yüzey faylanması meydana
getirmiş depremler, 1939 Erzincan depreminden sonra oluşmuşlardır. 1900-1995 yılları arasındaki depremlerin yer-zaman içerisindeki dağılımları, Kuzey Anadolu fayında 3, Doğu Anadolu fayında 3, Helenik-Kıbrıs yayında 4, Doğu Anadolu sıkışma bölgesinde 4 ve Ege graben sistemi içerisinde 1 olmak üzere, Türkiye’ de kırılmadan kalan ve günümüzde zamansal bir boşluk modeli gösteren sismik boşluk olarak düşünülen 15 yer belirlenmiştir. |
|
"Unutmayalım ki Deprem değil bina öldürür" |
|
|
|
Genel konulardaki tüm bilgi ve
resimler ;
İTÜ-Jeofizik-Sismoloji ve Deprem Araştırma Dairesi yer
hareketleri kayıt Şebekesi'nin ilgili sitelerinden
alınmıştır.
|
|
|
|
|
|
|
|