|
|
|
|
|
 |
|
Şiirlerde İznik |
 |
|
|
 |
|
İznik'tir Bu Kentin Adı
 |
|
İhya etmiştir kenti,Candarlı soyu,
Asırlık çınarların göğe yükselir boyu,
Dinlendirici gölgesi,koyu mu koyu,
İznik'tir bu şirin kentin adı. |
|
|
Göl,Lefke,İstanbul ve Yenişehir kapılar,
Şehri güzelleştirir tarihi anıtsal yapılar,
Bir başka mutludur gölünde martılar,
İznik'tir inançların barıştığı bu kentin
adı. |
|
Kucak açtı Bithynıalı,Romalı ve Osmanlı'ya,
Başkentlik yaptı Bizanslı ve Selçuklu'ya,
Buradan açıldı kapılar bütün Anadolu'ya,
İznik'tir medeniyetlerin kucaklaştığı
bu kentin adı. |
| |
Her tarafi görür Abdulvahap zirvesi,
Görülmeye değer Arkeoloji Müzesi,
Tam bir şaheserdir Hesbekli Hipajesi,
İznik'tir iki bin yıllık bu tarihin adı. |
|
Erik, kiraz ve şeftalisine doyulmaz,
Müşküle üzümü aylarca bozulmaz,
Çalışkandır insanları asla yorulmaz,
İznik'tir bu meyve ve sebze ambarının adı.
|
| |
Dünyaca bilinir kırmızılı çinisi,
Olmuştur Güney Marmara'nın incisi,
Var mıdır acaba bu belde gibisi,
Iznik'tir bu kültür laboratuarının adı. |
|
Kenti çepeçevre kuşatır surları,
Ayasofya'da kesişir iki bulvarı,
Islah edilmelidir dar ve virajlı yolları,
İznik'tir hizmete susamış bu kentin adı. |
|
|
Bitişiktir adını verdiği göle,
Sulanır toprağı benzemez çöle,
İşlendiği takdirde olunmaz mı köle?,
İzniktir bu tarım kentinin adı. |
|
Tarihi dokusuna paha biçilmez,
Cami ve ulema,türbesinden geçilmez,
Sitsel alandır,gökdelenler dikilmez,
İznik'tir bu turizm kentinin adı. |
|
|
Hayran olur görenler yemyeşil doğasına,
Yaz-kış demeden bereket saçan ovasına,
İlk baharda leylekler döner yuvasına,
İznik'tir bu zeytin bahçesinin adı. |
|
Kurulmuştur Meslek Yüksek Okulu,
Yeşil Camii ve minaresi tarihi dokulu,
Bahçesindeki güller mis kokulu,
İznik'tir bu tatil şehrinin adı. |
|
|
Süleyman Şah'la oldu Türklere başkent,
Köyleridir Çiçekli,Çakırca ve Derbent,
Tarih'e sorarsan, ünvanıdır "Altın Kent",
İznik'tir insanlığın ilgi odağının adı. |
|
Salih Karabulut.....
[Eski] İznik Kaymakamı
|
|
|
|
|
Bayram Eder
 |
|
Tarifi imkansız anlatılması zor,
Diller bayram eder bugün İznik’te
Her taraf yemyeşil cennet gibi yer
Dallar bayram eder bugün İznik’te |
|
|
Dumanlı yaylalar zümrüt ovalar
Kelebekler birbirini kovalar
İlkbaharda ısınınca havalar
Yollar bayram eder bugün İznik’te |
|
Şeyda bülbül yeşil bağda seslenir
Koç yiğitler yüce dağda seslenir
Tarihi belgeler çağda seslenir
Yıllar bayram eder bugün İznik’te |
| |
Güç yeter mi Osmanlı’nın soyuna?
Türk milleti hiç gelir mi oyuna?
Kucak açmış Marmara’nın koyuna
Göller bayram eder bugün İznik’te |
|
Orhan Gazi, Sarı Saltuk ulular
Seyyid Abdülvehap gibi veliler
Hepsi mübarek ilham dolular
Kullar bayram eder bugün İznik’te |
| |
Bu beldeyi bir bilene sorunca
Hayran oldum çinisini görünce
Gülhani sazına düzen verince
Teller bayram eder bugün İznik’te |
|
Gürünlü Aşık GÜLHANİ -
Sivas
|
|
|
|
|
|
|
İznik Çinisi
 |
|
|
|
Buharalı-İznikli ustaların “kaşi” dediği,
Turkuvaz bir evrenin Sinanları görünür.
O firuze, o lacivert, o narçiçeği rüyada
Yediveren güllerin elvanları görünür. |
| |
Kufi saman yollarının mavi aydınlığında
Yurdumun kendini aşmış canları görünür.
Özge bir ummandır akşamlarla fecirlerle çoğul
İpek yollarının mercanları görünür. |
|
Alın teri el emeği göz nuru nakkaşlarının
Sonsuza büyüyen imaları görünür.
Onlardır bezeyen yoğuran pişiren faniler
Yedi kat yerin altında destanları görünür. |
| |
Rüstem Paşa, Sultan Ahmet, Eyüp Sultan,Topkapı
Daha binlercesinde şeref ve şanları görünür.
Toprağa can veren sevgi mimarlarının
Çağları yoğuran irfanları görünür. |
|
“Camilerin çinisi bitmeden başka işe bakılmaya”
Diyen padişah fermanları görünür.
Sültüs bir lalezar ferafeza bir zirvedir “İznik”
Tarihimin en görkemli zamanları görünür. |
| |
Mehmet ÖKLÜ
-
Kırıkkale Vali Yrd. |
|
|
|
|
Bu
İznik
 |
Çinisi meşhur zeytin ile,Bahçe tarla ayrı çile
Sırtı açık olsa bile,Malak gibi yatan İznik |
| |
İnsanlar ekmek peşinde,
Parası pulu keşinde
Uzanmış kış güneşinde,
Feryatlarla batan İznik |
Kimisi dostunu över,Arkadan bir güzel söver
Sonrada dizini döver,Dostunuda satan İznik |
| |
Eksik olmaz hiç mafyası,Uğursuzdur coğrafyası
Dikenlidir aşk hırkası,Dertlere dert katan İznik |
Dikkat edin kırılmasın,Kendini hep birşey sansın
Üç turiste sırt dayasın,Kaşlarını çatan İznik |
| |
Hep aynı tas aynı hamam,Sanki her işi tas tamam
Daha fazla katlanamam,
Ben gidiyom batan İznik |
İsterse
başından kovsun,Her yanı harami dolsun
Ama ne olursa olsun,Bu yer bana vatan İznik |
| |
|
Mahmut Özcan Erkan |
|
|
|
|
İznik (Şeyh Bedreddin Destanından)
 |
|
Bu göl İznik gölüdür.
Durgundur.
Karanlıktır.
Derindir.
Bir kuyu suyu gibi
içindedir
dağların.
Bizim burada göller
dumanlıdırlar.
Balıklarının eti yavan
olur,
sazlıklarından ısıtma
gelir,
ve göl insanı
sakalına ak
düşmeden ölür.
Bu göl İznik gölüdür.
Yanında İznik kasabası.
İznik kasabasında
kırık bir yürek gibidir
demircilerin örsü.
Çocuklar açtır.
Kurutulmuş balığa benzer
kadınların memesi.
Ve delikanlılar türkü
söylemez.
Bu kasaba İznik
kasabası.
Bu ev esnaf mahallesinde
bir ev.
Bu evde
bir ihtiyar vardır
Bedreddin adında.
Boyu küçük
sakalı büyük
sakalı ak.
Çekik çocuk gözleri
kurnaz
ve sarı parmakları saz
gibi.
Bedreddin
ak bir koyun postu
üstüne
oturmuş.
Hattı talik ile yazıyor
"Teshil"i.
Karşısında diz çökmüşler
ve karşıdan
bir dağa bakar gibi
bakıyorlar ona.
Bakıyor :
Başı tıraşlı
kalın kaşlı
ince uzun boylu Börklüce
Mustafa.
Bakıyor :
Kartal gagalı Torlak
Kemâl..
Bakmaktan bıkıp
usanmayıp
bakmağa doymıyarak
İznik sürgünü Bedreddine
bakıyorlar..
***
KIYIDA
Kıyıda çıplak ayaklı bir
kadın ağlamaktadır.
Ve gölde ipi kopmuş
boş bir balıkçı kayığı
bir kuş ölüsü gibi
suyun üstünde yüzüyor.
Gidiyor suyun götürdüğü
yere,
gidiyor parçalanmak için
karşı dağlara.
İznik gölünde akşam
oldu.
Dağ başlarının kalın
sesli sipahileri
güneşin boynunu vurup
kanını göle akıttılar.
Kıyıda çıplak ayaklı bir
kadın ağlamaktadır,
bir sazan balığı
yüzünden
kaleye zincirlenen
balıkçının kadını.
İznik gölünde akşam
oldu.
Bedreddin eğildi suya
avuçlayıp doğruldu.
Ve sular
parmaklarından dökülüp
tekrar göle dönerken
dedi kendi kendine:
«— O âteş ki kalbimin
içindedir
tutuşmuştur
günden güne artıyor.
Dövülmüş demir olsa
dayanmaz buna
eriyecek yüreğim…
Ben gayrı zuhur ve huruç
edeceğim!
Toprak adamları toprağı
fethe gideceğiz.
Ve kuvveti ilmi, sırrı
tevhidi gerçeklendirip
biz milletlerin ve
mezheplerin kanunlarını
iptâl edeceğiz…»
***
Ertesi gün
gölde kayık parçalanır
kalede bir baş kesilir
kıyıda bir kadın ağlar
ve yazarken
Simavneli «Teshil»ini
Torlak Kemâlle Mustafa
öptüler
şeyhlerinin elini.
Al atların kolanını
sıktılar.
Ve İznik kapısından
dizlerinde çırılçıplak
bir kılıç
heybelerinde el yazma
bir kitapla çıktılar…
Kitaplarının adı:
«Varidat»dı.
***
KIRKINCI YILIMIZ
Hepimiz kırk yıl önce
doğduk,
Kırk yıl önce sabahleyin
kırk yıl önce gün
ışırken Bedreddin'in
İznik Gölü'nde
Çamlı bellerinden
birinde Köroğlu'nun
Ve Sibirya'dan,
esirlikten dönen
Bolşevik Osman
Pusuya düşürürken Urfa
yolunda seher vakti
Fıransızı.
Hepimiz kırk yaşındayız
Yirmisine basanımız da
Altmışını geçenimiz de
Atılıp ölenimiz de
İstanbul'da Müdüriyet
penceresinden.
Bu kırkıncı yılımızda
Ne bir ormanız
Ne şose boyunda tek tük
kavak ağacı
Bir tarlayız tohumu
saçılmış.
Hepimiz kırkına bastık
bu sabah
Hapiste yatanımız,
İşyerindekilerimiz,
muhacirimiz.
Hepimiz kırkına bastık
bu sabah.
Yoldaşlar yeni yeni
yıllara!
***
DUYDUK Kİ...
Duyduk ki Mustafa huruç
eylemiş
Aydın elinde
Kababurunda.
Bedreddin'in kelamını
söylemiş
köylünün huzurunda.
Duyduk ki; 'cümle
derdinden kurtulup
piri pak olsun diye,
on beş yaşında bir civan
teni gibi, toprağın eti,
ağalar topyekün kılıçtan
geçirilip
verilmiş ortaya hünkar
beylerinin tımarı
zeameti.'
Duyduk ki...
Bu işler duyulur da
durmak olur mu?
Bir sabah erken,
Haymana ovasında bir
garip kuş öterken,
sıska bir söğüt altında
zeytin danesi yedik.
'Varalım,
dedik.
Görelim
dedik.
Yapışıp sapanın sapına
şol kardeş toprağını biz
de bir yol
sürelim, dedik.'
Düştük dağlara dağlara,
aştık dağları dağları...
Dostlar,
ben yolculuk etmem bir
başıma.
Bir ikindi vakti can
yoldaşıma
dedim ki: geldik.
Dedim ki: bak
başladı karşımızda bir
çocuk gibi gülmeye
bir adım geride ağlayan
toprak.
Bak ki, incirler iri
zümrüt gibidir,
kütükler zor taşıyor
kehribar salkımları.
Saz sepetlerde oynayan
balıkları gör,
ıslak derileri pul pul,
ışıl ışıldır
ve körpe kuzu eti gibi
aktır
yumuşak etleri.
Dedim ki bak,
burda insan toprak gibi,
güneş gibi, deniz gibi
bereketli.
Burda insan gibi verimli
deniz, güneş ve toprak.. |
|
|
Nazim Hikmet Ran
|
|
|
|
Bir Tarihtir
İznik
 |
Antik çağdan gelir,üçbin yaşında,
Toprağında tarih tüter İznik'in.
Bir gerdanlık gibi gölü döşünde,
Koynunda şehitler yatar İznik'in. |
|
|
Selçuklu'dan, Osmanlı'dan ses verir,
Çinileri mabetlere süs verir,
Burda tarih canlanır, nefes verir,
Kuleleri nöbet tutar İznik'in. |
Kültürler mührüdür, çinisi, taşı,
Belkide dünyada yok başka eşi,
Dağllarından doğan ayı, güneşi,
Gölde yunar, öyle batar İznik'in. |
| |
Surlar çepe-çevre, dörttür kapısı,
Ceddimden mirastır narin yapısı,
Camiler, türbeler İslam tapusu,
Maziyi atiye katar İznik'te. |
Hülyalıdır seher vakti camları,
Yel estikçe ıslık çalar çamları,
Seyrana çıkar da yaz akşamları,
Güzelleri cilve satar İznik'in. |
| |
Ballar akar ayvasından, narından,
Beslenir bağları göl sularından,
Bağrında yetişen ulullarından,
Eşref-i Rumi'si yeter İznik'in. |
Tarihimde müstesna bir yeri var,
Desen desen,renk renk, çinileri var,
Ova üzüm, tepeler zeytin kokar,
Kuşları sevdalı öter İznik'in. |
|
|
Dört kapıdan yollar gider merkeze,
Burda Yeşil Cami, şurada müze,
Son verelim artk, gerek yok söze,
Nabzı asarında atar İznik'in. |
|
|
|
|
İbrahim SAĞIR |
|
|
|
|
İznik
 |
|
Antigonia’dan günümüze
Beş uygarlığı bağrında saklayan
Siyasetlerin
Dinlerin
Kültürlerin aynası |
| |
Helenistik – Roma
Bizans – Selçuk
Osmanlıyı anlatır
İki caddenin dört ucunda
İstanbul
Lefke
Yenişehir
Göl kapısı |
|
Yüzyılların ötesinden el eder
Ayasofya
Tiyatro
Sur
Böcek Ayazması |
| |
Bağrında tarih
Yanında göl
Mitler
Efsaneler diyarı
Göl İznik’e renk verir |
|
Ondadır çinilerde mavinin ağırlığı
Osmanlı mimarisinde
İlk tek kubbeli camiinin
Sahibi olmak bile yeter
Hacıözbek ile |
| |
Yaşamak için adını
Oysa
Çinilerle yaşar İznik adı
Anıtlaşır
Desen |
|
Renk ve
stiliyle
Anadolu mimari süslemesinin
On dördüncü yüzyılda beliren edası
Kırmızı hamur üstüne |
| |
Firuze
Yeşil
Lacivert sırlı
Sultan Orhan İmareti’yle
Yeşil Camii’deki ihtişamıdır |
|
Hayran bırakan
İnsanları
Denir ki
İznik’te evlerin
Günlük eşyalarından
Sıratlı tekniği tabaklarıyla
Ejder kulplu sürahilere sinen
İznikli ustaların
Sevdalarıdır buram buram |
| |
Yüce duyguları
Fermanların tozlu satırlarında okunur
Selimiye Camii için
Sümbül
Yaprak
Lale motifi |
|
İznik
çinilerinin
1572’de emirle yapılışı
Londra Albert Müzesi’nde
Kabe tasvirli İznik çinisi
Portekiz’de |
| |
Hayvan figürlü İznik tabağı
British museum’da
İznik cami kandili
Yüzyıllar ötesinden ses verip
Dünya müzelerinde baş köşeye oturtur |
|
Türk sanatının
gururu
İznikli ustaları
Hangi İznikli ustalarının
Toprağa verdiği ahenktir
Çinili Köşk’te |
| |
Şehzade Cem Türbesi’nde
Tire Yeşil imaret’te
Hayran bırakan görenleri
Hangi çini ustaların
Alın teridir şimdi |
|
Bursa Yeşil
Camii ile
Manisa Ulu Camii’de
Dualar arasında yaşayan
Uhrevi
Kelimeler anlatamaz |
| |
Siyasetlerin
Dinlerin
Kültürlerin merkezi
Bu sanat başkentini |
|
Mehmet Yardımcı
-
Malatya |
|
|
|
|
|
|
İznik
 |
|
İznik’i başkentidir Orhan Han’ın
Göldeki aksidir canım Bursa’nın |
|
| |
Çinide rakseder güneşin rengi
İznik’tir tarihin sonsuz ahengi |
|
|
Çiniler ruhunu zümrütten almış
İznik’teki surlar Bizans’tan kalmış |
|
| |
İznik’te musiki zaman ve mekan
Kubbeler var hepsi nurdan camekan |
|
|
Yeşil camilerde ezan sesleri
Dağıtır İznik’ten bütün sisleri |
|
| |
Vitraylar toplamış renk yığınını
İznik’te emerek gün ışığını |
|
|
İznik’in cumbalı ahşap evleri
Alınlar eskitmiş seccadeleri |
|
| |
Bağlara şemsiye ulu çınarlar
İznik’te huzur bulmuş bahtiyarlar |
|
|
Sandalla gezerken yakma kandili
İznik’tir huzurlu suların dili |
|
| |
İznik’te her mevsim taze bahardır
Kem gözlerden uzak bahçeler vardır |
|
|
Göle uzanırken zeytin dalları
İznikli dokunmuş renk renk şalları |
|
| |
Sularda renklerin veda cümbüşü
İznik’te yaşadım o mavi düşü
|
|
|
Fikret Akın
-
Eskişehir |
|
|
|
|
İznik'te Gün Batımı
 |
|
|
|
İnce minareden ezan sesleri,
Beş vakit semada çınlar İZNİK’TE.
Cami mihrabının çini süsleri,
Okunan Kur’an-ı dinler İZNİK’TE. |
| |
Göl akşamlarında gün başka batar.
Yaşama sevinci kalplerde atar.
Zümrüt toprağında Ulular yatar,
Destanlar yazdıran canlar İZNİK’TE |
|
Kemerli kapının yosunlu taşı,
Üç bin yılı aşkın tarihi yaşı.
Şafakta uyanan şadırvan başı,
Saraylar,köprüler,hanlar İZNİK’TE |
| |
Kirazlı yayla’da tütün bir halı,
Baharda yeşerir zeytinin dalı.
Mavi bir atlası andıran gölü.
Sahile vurdukça inler İZNİK’TE. |
|
Ak köpük üstünde sandallar yüzer,
Gecenin koynunda yıldızlar gezer.
Mehtap sevdalanır saçını çözer.
Batıyı gösterir yönler İZNİK’TE |
| |
Yağmurda ıslanır surun taşları,
Rüzgara yaslanır martı kuşları.
Garsak Deresi’nde çeşme başları,
Şairin dilinden anlar İZNİK’TE |
|
Sevgi dolu sözler barışa çağrı,
Asırlık çınarın yanıktır bağrı,
İyiye,güzele,gerçeğe doğru
Şölene dönüşür günler İZNİK’TE |
| |
Nedim UÇAR
-
Eskişehir |
|
|
İznik ve Çocukluğum
 |
|
Beyaz badanalı, kerpiç evleri
Pencere önüne koyarlardı, dizi dizi çiçekleri.
Fesleğen, küpeli, ıtır ve yedikardeşi
Her mevsim, mis gibi kokardı bahçeleri.
Güler, hep gülerdi İzniklimin gözleri. |
| |
Merhaba çocukluğumun bayram
günleri,
O, Konak Meydanı’nda bayram yapmıştı niceleri.
Bir başkaydı hıdrellezi, düğünü,
eğlenceleri.
Karşı komşudan gelirken tatlı ud
nağmeleri,
Derin bir
uykuya dalardı İznik, geceleri
|
|
Şimdi, anarken o çocukluk
günlerimi,
Düşünürüm de, hüzün kaplar
içimi.
Beton yığınlar doldurmuş, güzel ilçemi.
Gürültülü bir uykuya dalarken İznik, geceleri
Hala,
eskiyi düşünerek kaparım ıslak gözlerimi. |
|
Mehmet TURA (PELE MEHMET) |
|
Sayın Mehmet Tura’nın bu şiiri, Kanada’da çıkan
MERHABA DERGİSİ’nin Nisan 1982 yılı, 7. sayısında çıkmıştır.
Bu şiiri Kanada'dan bizlere ulaştıran
Sn. M.Koray
Kuzucuoglu'na teşekkür ederim. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sayfanin son degistirilis tarihi:
|
|
| | | | |